Kösedağ Muharebesi

Wikipedia tasarımı üzerinden görüntüle.

Kösedağ Savaşı
Moğol istilaları
Bataille de Közä Dagh (1243).jpeg
Tarih26 Haziran - 3 Temmuz 1243
BölgeKösedağ, Suşehri, Sivas
SonuçKesin Moğol İmparatorluğu zaferi
Taraflar
Türkiye Selçuklu Devleti
Ge 14f.gif Gürcüler
Coat Of Arms Of Empire Trebizond.jpg Trabzon İmparatorluğu
Flag of the Mongol Empire.svg Moğol İmparatorluğu
Komutanlar ve liderler
II. Gıyaseddin Keyhüsrev Baycu Noyan
Güçler
60,000[1][2]-80,000[3]
(20,000-25,000 katıldı, geri kalanı katılmadı)[4][5][6][7]

30,000 asker[1][3]-40,000[2][4][8][9] [10]

[11][12]
Türkiye tarihi
Emblem of Turkey.svg
Selçuklular
Büyük Selçuklu Devleti (1040–1157)
Anadolu Selçuklu Devleti (1060–1308)
Anadolu beylikleri
Osmanlı İmparatorluğu
Kuruluş dönemi (1299–1453)
Yükselme dönemi (1453–1566)
Duraklama dönemi (1566–1683)
Gerileme dönemi (1683–1792)
Dağılma dönemi (1792–1922)
Türkiye Cumhuriyeti
İstiklâl Harbi (1919–1923)
Ankara Hükûmeti
Atatürk Devrimleri
Tek partili dönem (1923–1945)
Çok partili dönem (1945–günümüz)
Konuya göre
Anayasa tarih
Ekonomik tarih
Askerî tarih
Zaman çizelgesi

Türkiye Portalı

Kösedağ Muharebesi, Türkiye Selçukluları'nın Moğollara yenilmesiyle sonuçlanan ve 3 Temmuz 1243 tarihinde meydana gelen savaş. Kösedağ Savaşı, gerek cereyan şekli gerekse sonuçları bakımından Türk tarihi içerisinde özel bir yere sahiptir. Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusuyla karşılaşan Türkiye Selçuklu kuvvetleri, öncü birlikler arasında meydana gelen ilk çarpışmanın ardından korkuya kapılarak kaçmış, baştan beri hatalı kararlar veren Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev de aynı şekilde davranınca, Moğol ordusu kolay bir zafer kazanmıştır. Hiçbir mukavemet görmeden ilerleyen Moğol ordusu kısa sürede Anadolu’ya hâkim olmuştur.[13]

Muharebe öncesi genel durum[değiştir | kaynağı değiştir]

Moğolların İslam ülkelerine karşı giriştikleri ilk saldırı Harzemşahlar Devleti üzerine olmuştu. Hükümdarlık yılları 1200 – 1220 olan Harzemşah hükümdarı Alaeddin Muhammed, taktik hataları sonucunda ağır bir yenilgiye uğramış, 1220 yılında devlet çökmüştür. Moğollar, Semerkant, Buhara ve Otyar’ı ele geçirdikten sonra Maveraünnehir ve Horasan’a yayılmışlardır. İslam dünyasının en büyük ve en zengin kentleri büyük bir yıkıma uğramıştır. Cengiz Han 1227 yılında ölünce yerine oğullarından Ögedey geçmiştir. Ögedey, babasının hükümdarlığında yarım kalan Harzemşah topraklarının istilasını tamamlamayı ve Alaeddin Muhammed’in yerine geçen oğlu Celaleddin Harzemşah’ı ortadan kaldırmayı hedeflemiş, 1228 yılında Azerbaycan’a Çormagon Noyan komutasında 30 bin kişilik bir birlik göndermiştir. Bu sırada toplayabildiği askeri gücü arkasına alan Celaleddin Harzemşah Moğollara karşı mücadeleye girişmiş, kısa süreliğine devleti toparlamayı başarmış olmakla birlikte 1230 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’yle kalkıştığı Yassıçemen Muharebesi yenilgisiyle Harzemşahlar Devleti’nin gücünden geriye sadece Celaleddin Harzemşah’ın yararsız azmi kalmıştır. Diğer tarafta Çormagon Noyan ise, Celaleddin Harzemşah üzerine yürümeden önce Gürcü Krallığı üzerine yürümüştür. Tiflis, Ani ve Kars gibi kentleri ard arda düşürmüş, 1229’da Krallığı tabi bir devlet haline getirmiştir. Bundan sonra Celaleddin Harzemşah’la ilgilenmiştir. Celaleddin Harzemşah esasen Yassıçemen Muharebesi’nde elindeki orduyu büyük ölçüde kaybetmişti, yine de kuvvet toplayıp Çormagon Noyan’ın karşısına çıkmıştır. Toplayabildiği son kuvvetleri de böylece elden çıkarmış oldu. Sonuç itibariyle İlhanlı Devleti ile Anadolu Selçuklu sınırdaş devletler olmuşlardır.[14] Yakın Doğu’da İlhanlı istilasına uğramamış olan üç devlet kalmıştır, Abbasi Halifeliği, Eyyübiler ve Anadolu Selçuklu Devleti.[15]

Anadolu’nun İlhanlı Devleti tarafından istilasına yol açan Kösedağ Muharebesi öncesindeki yıllarda Anadolu Selçuklu Devleti doğu sınırlarında en büyük tehdit olarak Moğollarla sınır komşusudurlar. Eyyübiler ise kuzeye doğru yayılarak Artuklular’ı kontrol altına almışlar, onların elinde olan Ahlat’ı ve Silvan’ı ele geçirmişler, Anadolu Selçuklu ile doğudan ve güneyden sınır komşusu olmuşlardır. Anadolu Selçuklu’nun doğu sınırlarında ise vergi ödeyen Ermeni Krallığı, Artukluların bir kolu ve Mengücekliler yer almaktadır.[16]

Yaklaşan Moğol tehdidi[değiştir | kaynağı değiştir]

Harzemşahlar Devleti’nin Anadolu Selçuklu ordusu ile 1230 yılında gerçekleşen Yassıçemen Muharebesi sonucu yıkılması, Anadolu Selçuklu için Moğol tehlikesinin yaklaşmış olduğu yönünde ilk tehlike işaretiydi. Çormagon, zaman kaybetmedi, bağımsızlığını korumakta olan Müslüman ülkeler üzerine yayılmacı akınlara başlamadan önce Anadolu Selçuklu’nun, Eyyübi meliklerinin ve Artuklu’nun gücünü tespit edebilmek için 1231 yılında Doğu ve -Güneydoğu Anadolu üzerine geniş çaplı bir yoklama akını yapmıştı. Bu akında Anadolu Selçuklu sınırını geçerek Ahlat, Diyarbakır, Malatya, Harput ve Silvan şehirlerini ele geçirip yağmaladıktan sonra Azerbaycan’a dönmüştür. Anadolu Selçuklu sultan I. Alaeddin Keykubad dahil bölgedeki tüm Türk hükümdarı bu yıkıcı saldırı karşısında suskun kalmışlardır. Çormagon ertesi sene 1232’de Anadolu Selçuklu sınırını Erzurum yönünde yine aşıp hızla Sivas yakınlarına kadar ilerledi, burada kervansarayı basmış, çok sayıda insan öldürüp esir almış, tahribat yapılmıştır. Başka hiçbir yerleşime zarar vermeden geri çekildi. Hızla yapılan bu akın esasen Anadolu Selçuklu topraklarını tanımak için yapılan bir keşif seferidir. İbn Bibi’ye göre Alaeddin Keykubat bu kez, Emir Kemaleddin Kamyar komutasında, “Mefâride-i halka-i hâss”, “gulâmân-ı dergâh” ve “mülâzımân-ı yatak-i hümâyûn”’dan oluşan saray gulamlarını bölgeye göndermiştir. Ordu bölgeye ulaştığında Moğollar çoktan uzaklaşmış bulunuyordu. Kemaleddin Kamyar, bölgedeki şehir kuvvetlerini ve ikta askerlerini emri altına alıp büyük bir ordu oluşturmuştur. Çevrede inceleme ve soruşturma yapan ordu komutanı, bu saldırıları Gürcü kraliçesinin kışkırttığını öğrenmiştir. Bunun üzerine Sultan’ın emriyle elindeki kuvvetlerle Gürcü Krallığı üzerine yürümüştür. Gürcü ordusu birkaç kez yenilgiye uğrayınca Gürcü Kraliçesi Rusudan barış istemek zorunda kaldı ve Anadolu Selçuklu tabiiliğini kabul etti.[17][18]

Anadolu Selçuklu Devleti'nin hükümdarı I. Alâeddin Keykubad|Alâeddin Keykubad'dan çekinen Moğollar Anadolu'ya saldıramıyorlardı. Alâeddin Keykubad'ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında çıkan Babai Ayaklanması'nın güçlükle bastırılmasından ve Selçuklu ordusunun bu isyan sonucunda oldukça yıpranmasından cesaretlendiler. Babai Ayaklanması’ndan ve Gıyâseddin Keyhüsrev’in tecrübesizliğinden faydalanarak, Korkunç zulümler ve katliamlar yaparak, Müslümanların mallarını yağmalattı. Bu haberi alan genç ve tecrübesiz Sultan Gıyâseddin Keyhüsrev 60-80 bin kişilik ordusuyla Sivas'ta ordugâh kurup beklemeye başladı. Sultanın Sivas'ta olduğunu haber alan Baycu Noyan, buraya hareket etti.

Moğol askerlerinin Sivas'a hareket ettiklerini haber alan Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev, kumandanlarıyla istişare etti. Tecrübeli kumandanlar sultana silah ve erzakla dolu olan Sivas'ta kalmasını burada tertibat alıp, yorgun düşen Moğollara karşı harp edilmesini söylediler. Devletin ileri kademesinde bulunan, fakat tecrübesiz ve harpten anlamayan bazı kimselerin teşvik ve tahriklerine kapılan genç sultan harekete geçti. Sivas'ın seksen kilometre kadar doğusunda bulunan Kösedağ mevkiinde suyu ve otlağı bol olan bir yeri seçerek ordugâh kurdu. Burası askerî bakımdan müdafaası kolay, Moğolların saldırısına imkân vermeyen bir araziydi.

I. Alaeddin Keykubat’ın çabaları[değiştir | kaynağı değiştir]

Yassıçemen Muharebesi’nden önce Anadolu Selçuklu Devleti tahtına I. Alaeddin Keykubat geçmiştir. Tahta geçişinde ilk girişimi, üzerinde ağır bir hakimiyet kuran, devletin hemen hemen tüm işlerini kendi kontrolünde yürüten Emir Seyfeddîn Ayaba ve onunla birlikte hareket eden diğer ümerayı tasfiye etmeyi amaçlamıştır. Önce mali güçlerini zayıflatmak için Konya surlarının onarımını istemiş, bu iş için de emirlerin para harcamasını dayatmıştı. Daha sonra bu kez Sivas surları için aynını dayatmaya kalkışmış, fakat bu kadarına dayanmak istemeyen bazı emirler, kendi aralarında anlaşarak sultanı öldürmeye karar vermişlerdir. Alaeddin Keykubat, bunu haber alması üzerine karşı tertibat almış ve bir akşam ziyafetine emirleri çağırdığında hepsini teker teker yakalatmış, sorgulamalardan sonra 24 emiri öldürtmüştür. Ancak bu kararlılığını uygulamaya koyduktan ve sonuçlandırdıktan sonra devlet cihazı üzerinde tam hakimiyet kurabilmiş, düşündüğü iç ve dış politikaları uygulayabilmiştir.[19][20]

Anadolu Selçuklu Devleti en parlak yıllarını I. Alâeddin Keykubad döneminde (h.y. 1220 – 1237) yaşamıştır. Ne var ki bu yıllar aynı zamanda Anadolu’ya yönelebilecek bir Moğol istilası tehlikesinin ortaya çıktığı yıllardır.[21] Daha ilk saltanat yılında Moğol orduları Harzemşah kentlerini ard arda ele geçirmiş, Maveraünnehir’e ulaşmışlardı. Yine de Moğol tehlikesiyle arada vergi ödeyen bağlı devletler ve Eyyubiler yer almaktadır. Ülke topraklarına doğudan gelebilecek bir saldırı dışında batıda ise İznik İmparatorluğu ile barış koşulları vardır. Dolayısıyla dışardan gelebilecek esas tehdit Moğollardır.[22] Alâeddin Keykubad Moğollardan, doğudan gelebilecek bir saldırıyı karşılayabilmek için doğuda daha geniş ve daha güvenli bir tampon bölge oluşturmayı hedef aldığı düşünülmektedir. Bu amaçla doğu sınırları ötesindeki, Anadolu Selçuklu sarayına bağlılıkları güvenilmez ya da beklenen bir Moğol saldırısı karşısında zayıf bir savunma gösterecek beylikleri ilhak etmek istediği ileri sürülmektedir.[23]

Seferler[değiştir | kaynağı değiştir]

Keykubat’ın bu seferlerden amacı stratejik konumdaki kent ve kaleleri ele geçirerek güçlü direnek noktaları haline getirmektir. Bu amaçla Ahlat ile Bitlis ve civarını ele geçirip kaleleri onarttı, çiftliklerinden ayrılmış çiftçileri geri getirtip yeniden tarım yapabilmeleri için tohumluk ve hayvan dağıttı.[24]

İttifaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

Alaeddin Keykubad, doğuda güçlü bir devlet olan Harzemşahlarla bir ittifak kurmayı düşünmüş olmalıdır. Ne var ki Celaleddin Harzemşah’ın gözünü Anadolu Selçuklu topraklarına dikmesi buna olanak vermemiştir. Gerçekte Celaleddin Harzemşah’ın Anadolu Selçuklu ülkesine sefer yapması, sadece kendi sonunu hazırlamakla kalmadı, aynı zamanda Harzemşah Selçuklu - Eyyubi ittifakını kurulamaz hale getirmekle, tüm İslam devletlerine biraz dolaylı da olsa yıkım getirmiştir.[25]

Muharebe öncesindeki gelişmeler[değiştir | kaynağı değiştir]

Alaeddin Keykubat, Çormagon Noyan tarafından Anadolu Selçuklu doğu sınırlarının ötesindeki tüm tim istilaların ve sonuçta Moğollarla ortak sınır oluşmasının, yaklaşan Moğol tehlikesini ifade ettiğini biliyordu. Yine Çormagon Noyan’ın Anadolu Selçuklu topraklarına yönelik yukarıda bahsedilen akınlarının sadece bir sınır ihlali olmadığını, esasen bir istila hareketine hazırlık olmak üzere keşif seferi olarak görülmesi gerektiğini anlamıştı. Konuya diplomatik ilişkiyle başlamaya karar verip Ögeday Han’a bir elçi göndererek durumu sorgulamak istemiştir. Alına cevap İlhanlı Devleti’nin tarih sahnesine çıktığı yılın ertesi sene, 1237 yılında geldi ve şöyle yazıyordu

“Alaeddin’in akıllı ve uzağı görücü bir adam olduğunu duymaktayız. Eğer kendisi buraya gelecek olursa bizden kabul ve ağırlanmak görür ve kendisine ehtaclık veririz ve aynı zamanda elindeki şehirleri de elinde ve kendisinde kalır.”

şeklindedir. Ehtaclık, rikabdar anlamına gelmektedir. Moğollardan Alaeddin Keykubat’a gelen bu ilk mektuptaki çağrıya uyulmamıştır, hatta yanıt verildiği konusunda da bir bilgimiz yoktur.[26] Ögeday Han’dan gelen ikinci mektup daha sert ifadeler taşımaktadır. Alaeddin Keykubat’ın son yılları içinde 1236 yılının şubat ayında, Emir Şemseddin Ömer adında, aslen Kazvinli, Erzurum’a yerleşmiş bir tüccar, İlhanlı sarayından bir mektup getirmiştir. Bir “yarlık” olarak değerlendirilen bu mektupta Han, Selçuklu Sultanı’na

"…Yüce tanrı bizi büyük kılmış ve aziz yapmıştır. Yeryüzünü bizim soyumuza vermiştir. Sen iyi yolda ilerliyorsun. Onun için durumumuzu sana bildirmek ve seni bize bağlanmaya ve itaate çağırmak vacip oldu. Bizim halimizi bildirdiğimiz kimseler bize bağlanmazlar, asilik yolunu tutarlarsa, ordumuz onların ülkesine girerek köklerini kazır. Kadınlarını çocuklarını esir alır. Mallarını mülklerini yağmalayıp harap eder."

denilmektedir. Ögeday Han bu mektupla Anadolu Selçuklu’nun Moğol’a “il” olmasını istemekte, üstü örtülü olarak tehdit etmektedir. Sultan anlaşıldığı kadarıyla İlhanlı’yla bir savaşı göze almak istememiş, “il” olmayı aynı yıl içinde kabul etmiş, hediyeler hazırlatılmasını emretmiştir.[27] Ancak bu hediyeler ölümü dolayısıyla gönderilememiş, yerine tahta geçen oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından gönderilmiştir.[28]

Anadolu Selçuklu’nun kendisine “il” olması bir süre Ögeday Han’a yeterli görünmüştü. Fakat bir takım gelişmeler, büyük bir imparatorluk kurma peşindeki Han’a, Anadolu Selçuklu’yu bütünüyle tahakkümü altına alma ihtirası uyandırmıştır. Bu gelişmelerin hemen ardından Anadolu içlerine doğru seferler düzenlemek için, İran'daki İlhanlı orduları başkumandanlığına Baycu Noyan getirildi. Kafkasya'daki Gürcü ve Ermeni kuvvetlerinden de yardım alan Baycu Noyan, Türkiye Selçukluları üzerine saldırmak üzere fırsat kollamaya başladı. Sonunda 1242 senesinde Erzurum'a saldırdı. Alaeddin Keykubad, Harzemşahlar Devleti’nin dağılmasıyla Azerbaycan’a gelen Harzemşahlar ve güneydoğudaki Eyyubiler ile ittifaklar kurmaya çalışmış, ancak bu girişimlerine uyumlu bir karşılık görememiştir. Ne var ki Harzemşah askerleri Moğollar konusunda deneyimli değil, tam tersine yılgındırlar.[29]

Muharebe[değiştir | kaynağı değiştir]

Dağ geçitlerini tutan Selçuklular düşmanın gelmesini beklemeye başladılar. Selçuklu Sultanı yanındaki bazı devlet adamlarının teşvik ve tahrikiyle müstahkem mevkileri bırakarak düşmanın karşılanmasını emretti. Galip geleceğinden emin bir halde ilerleyen sultan az sonra Moğol ordusuyla karşılaştı. İlk başta geri çekilen Moğol kuvvetleri dönüş yaparak, Selçuklu öncü kuvvetlerini bozguna uğrattılar. Daha önce savaş tecrübesi bulunmayan sultan, öncü kuvvetlerinin bozguna uğradığını duyunca ordunun tamamen yenildiğini sandı. Düşmanın eline geçmemek için otağını ve hazinelerini harp meydanında bırakıp Tokat'a oradan da Konya'ya doğru kaçmaya başladı. Sultanın harp meydanından kaçtığını henüz duymayan Selçuklu askerleri akşamın geç vakitlerine kadar düşmanla çarpışmaya devam ettiler. Sultanın harp meydanını terk ettiğini öğrenince onlar da çadırlarını bırakarak firar ettiler. Ertesi sabah çadırlarda bir hareket görmeyen Moğollar, bunun bir harp hilesi olduğunu zannederek çadırlara iki gün yanaşmadılar. 3 Temmuz 1243 (H.14 Muharrem 641) tarihinde çadırlara girdiler. Küçük bir çarpışma ile harp bitti. 60-80 bin kişilik Selçuklu ordusu mağlubiyete uğradı.

Selçuklu ve Moğol kuvvetleri arasında meydana gelen bu muharebe, esasen öncü kuvvetler arasında meydana gelen çarpışmaydı. Ancak ilk çarpışmadan sonra korkuya kapılan ve ordusu dağılan Sultan,  idareyi Çaşnigir Mübârizü'd-dîn Çavlı'ya havale etti ve haremi ile az miktarda hazinesini yanına alarak Tokat'a kaçtı. Dolayısıyla asıl muharebe yapılmadan yenilgi kabul edildi. Hatta Selçuklu ordugâhına gelen Moğol ordusu, Selçuklu askerlerini görmeyince bunun bir tuzak olduğu zannıyla iki gün bekledi. Baycu, iki gün sonunda Selçuklu ordusunun kaçmış olduğuna kanaat getirdi ve ordugâha girme emrini verdi. Aknerli Grigor, hadiseyi şu şekilde naklediyordu: “Ertesi gün, sabah olunca, Tatar, Ermeni ve Gürcü askerleri, Sultan'a karşı yürümek üzere birleştiler. Büyük bir süvari kuv­vetiyle Sultan'ın ordusuna doğru yürüdüler. Fakat ordugâha varınca birçok erzak ve eşya ile dolu çadırlardan başka bir şeye rastlayamadılar. Sultan çadırının dış ve içten birçok kıymetli tezyi­nat eşyasıyla süslü ve kapısında pars, arslan ve kaplan gibi vahşi hayvanların bağlı bulunduğunu gördüler. Sultan, Tatarlara itaat etmek isteyen emîrlerin ittifaksızlığından korkarak ge­celeyin bütün ordusu ile beraber kaçmıştı. Sultan'ın firar ettiğini gören Tatarlar, bunun bir tuzaktan ibaret olmasından şüphelenerek çadırları bir müfrezenin muha­fazası altına koyup ordularının büyük bir kısmı ile Sultan'ın takibine çıktılar. Fakat onlar kendi memleketlerinin müstahkem mevkilerine varmış olduklarından kimseyi tutamadılar. Tatarlar, Rum Sultanı'nın hakikaten firar etmiş olduğunu öğrenince geri döndüler. Ordunun bütün erzak ve eşyasını, korku içinde kaçar­ken bırakılmış olan güzel renkli büyük çadırları ele geçirdiler. Ertesi gün büyük bir sevinç içinde Rûm (Anadolu) memleketine taarruz ettiler.[30]

Çaşnigir Mübârizü'd-dîn Çavlı savaştan kaçarak Sultan'ın yanına geldi. Muzafferü'd-dîn oğlu'nun disiplinsizliğinden, yersiz aceleciliğinden ve Şalva oğlu'nun sarhoşluğundan şikâyette bulunurken Sultan, "İci (ağabey), bu konuda neyi öneriyor ve yapılacak şey nedir?" diye sorar. Çavlı ise şu cevabı verir: “Düşünme sırasında ve tedbir zamanında tecrübelerime dayanarak huzurunda çı­kış yollarını arz ederken, benim görüşlerime itibar etmedin. Bu durum­da ben kulunun veya başkalarının elinden ne gelir?” Karşılıklı konuşup danıştıktan ve tedbirler düşündükten sonra Sul­tan, “Ben gidiyor, ülkenin yönetim dizginini sana bırakıyorum. Bildiğini ve yapabildiğini hiç çekinmeden yap” diyerek Tokat'a doğru yola çıkar (İbn Bîbî, s.526.).

Sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

Selçuklu toprakları Moğol işgal ve kıyıma uğradı. Erzincan, Sivas ve Kayseri’yi yağmalayan Moğollar pek çok kent sakinini öldürdüler. Kösedağ mağlubiyetinde sultanı ikna edemeyen gün görmüş vezir Mühezzibüddin Ali, Konya'ya gitmeyip Amasya’ya geldi. Moğol kumandanı Baycu Noyan’la görüşme yoluna gitti. Bazı hususları anlatıp, pek çok hediyeler vererek daha fazla ileriye gitmemesini tavsiye etti. Bir müddet Anadolu’nun işgalini durdurup geri dönmeleri Mühezzibüddin Ali'nin gayretleri sebebiyle oldu. Yapılan sulh antlaşmasıyla Selçuklular Moğollara vergi vermeyi kabul etti.

Sonuç[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk tarihinde benzeri görülmemiş olan Kösedağ Bozgunu, genç ve savaş tecrübesi olmayan Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in fevrî hareketleri neticesinde ortaya çıkmıştır. Moğollar, Kösedağ Bozgunundan sonra Anadolu'yu kolayca istila etmişler, şehirleri yağmalayıp, Müslüman halkı sivil-asker, kadın-çocuk demeden katletmişlerdir. Bu mağlûbiyet neticesinde Selçuklular Moğollara vergi vermeyi kabul etmişler, iki yüz yıllık Türkiye Selçuklu Devleti'nin çözülmesine ve sonunda yıkılmasına varan dönem başlamıştır.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b S. Burhanettin Akbaş: Kayseri yöresine yerleşen Türk boyları ve akraba topluluklar, Geçit, 1997, sayfa 45 [Source states= Mongol army: 30,000 men; Seljuk army: 70,000 men]
  2. ^ a b Anadolu Üniversitesi, I. Uluslararası Seyahatnamelerde Türk ve Batı İmajı Sempozyumu belgeleri: 28. X-1 XI. 1985, sayfa 28 [Source states: Mongol army= 40,000 men; Seljuk army= 60,000 men]
  3. ^ a b Ali Çimen, Göknur Akçadağ Göğebakan: Tarihi değiştiren savaşlar (ing.: Wars that changed history) ,Timaş Yayınevi, 2. Edition, 2007, ISBN 975-263-486-9, sayfa 134 [Source states= Mongol army: 30,000 men; Seljuk army: 80,000 men]
  4. ^ a b Hüseyin Köroğlu: Konya ve Anadolu medreseleri, Fen Yayınevi, 1999, sayfa 29, 367.
  5. ^ Ali Sevim, Erdoğan Merçil: Selçuklu devletleri tarihi: siyaset, teşkilât ve kültür, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1995, ISBN 9789751606907, sayfa 472
  6. ^ Murat Ocak: The Turks: Middle ages, Yeni Türkiye, 2002, ISBN 9756782552
  7. ^ Nuri Ünlü: İslâm tarihi 1, Marmara Üniversitesi, İlâhiyat Fakültesi Vakfı, 1992, ISBN 9755480072, sayfa 492.
  8. ^ İbn Bîbî (1956). el-Evâmîrü’l-‘Alâ’iyye fî’l-Umûri’l-‘Alâ’iyye, tıpkı basım, çvr. M. Öztürk, I. Ankara. s. 514. 
  9. ^ İbn Bîbî (2007). Selçuknâme. Ankara. s. 173. 
  10. ^ Yazıcızâde Ali (2009). Abdullah Bakır (Ed.). Tevârîh-i Âl-i Selçuk. İstanbul. s. 665. 
  11. ^ Müneccimbaşı (2001). Ali Öngül (Ed.). Câmiü’d-Düvel. İzmir. s. 88. 
  12. ^ Nejat Kaymaz (2009). Anadolu Selçuklu Sultanlarından II. Gıyâsü’d-dîn Keyhüsrev ve Devri. Ankara. s. 88.  62. harf sırasında bulunan |başlık= parametresi line feed character içeriyor (yardım)
  13. ^ Erkan Göksu, “Kösedağ Savaşı (1243)” sh.: 1 - 14
  14. ^ Salim Koca, sh.: 39, 40
  15. ^ Buket Yaşa Şahin, sh.: 60
  16. ^ Zühriye Çelik, sh.: 26
  17. ^ Erkan Göksu, Türkiye Selçuklu Devleti’nde Ordu, sh.: 56, 57
  18. ^ Salim Koca, sh.: 40
  19. ^ Alptekin Yavaş, “Anadolu Selçuklu Banilerinin Politik Yaşamlarıyla Mimari Faaliyetleri Arasındaki İlişkiler” sh.: 410 411
  20. ^ İsa Eryılmaz, “Emir Kemaleddin Kamyar’ın Ahlat ve Çevresindeki Faaliyetleri” sh.: dipnot 3
  21. ^ Züriye Çelik, sh. 24
  22. ^ Züriye Çelik, sh. 26, 27
  23. ^ Züriye Çelik, sh. 32
  24. ^ Buket Yaşa Şahin, sh.: 61
  25. ^ Buket Yaşa Şahin, sh.: 56
  26. ^ Züriye Çelik, sh.: 44, dipnot, 45 – 47, dipnot
  27. ^ Buket Yaşa Şahin, sh.: 61, 62
  28. ^ Zühriye Çelik, sh.: 48
  29. ^ Refik Turan, “Alaeddin Keykubat’ın Doğu Anadolu Siyaseti” sh.: 86
  30. ^ Erkan Göksu, “Kösedağ Savaşı (1243)” sh.: 1 - 14

Yararlanılan kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]



This page is based on a Wikipedia article written by contributors (read/edit).
Text is available under the CC BY-SA 4.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses.

Destek