Dinozor

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Dinozor
Yaşadığı dönem aralığı: 233,23-0 Ma
Üst triyas-Günümüz 
Dinosauria montage 2.jpg
Çeşitli dinozor iskeletleri. Soldan saat yönüne doğru: Microraptor gui (kanatlı bir theropod), Apatosaurus louisae (dev bir sauropod), Edmontosaurus regalis (bir ördek gagalı ornithopod), Triceratops horridus (tek boynuzlu bir ceratopsian), Stegosaurus stenops (zırhlı bir stegosaur), Pinacosaurus grangeri (zırhlı bir ankylosaur)
Bilimsel sınıflandırma Bu sınıflandırmayı düzenle
Âlem: Animalia
Şube: Chordata
Klad: Dracohors
Klad: Dinosauria
Owen, 1842
Alt gruplar

Dinozor (LatinceDinosauria), ilk olarak Mezozoik dönemde ortaya çıkan, yaşayan tek üyeleri kuşlar olan, arkozor sürüngen grubu. Dinozor (dinosaur) ismi, Richard Owen tarafından, Yunancada korkunç kertenkele (deinos+sauros) anlamına gelen iki sözcüğün birleştirilmesinden oluşturulmuştur. Bunun nedeni, geçmişte bilim insanlarının dinozorları kertenkele sanmalarıdır. Dinozorlar, 243-233 milyon yıl önce Geç Trias devrinde ortaya çıktılar ve 66 milyon yıl önce kuşlar haricindeki tüm türlerin nesli tükendi. Dinozorlar sıcakkanlı ve soğukkanlı arası özellikler gösteren mezoterm canlılardır.

Keşif[değiştir | kaynağı değiştir]

"Dinosaur" terimini ilk kez kullanan Richard Owen

Dinozorların ilk olarak ne zaman toplumların ilgisini çektiğini bilemiyoruz; ancak Antik Çağ'dan başlayarak belli varsayımlarda bulunabiliriz. Bazı tarihçiler ve paleontologlar geç Kretase döneminin Kampaniyen aşamasında yaşamış Protoceratops'un fosilleri bulunduğunda, bunların Greko-Romen kültürde yansımasını bulmuş olabileceğine inanıyorlar. Muhtemelen bu kalıntıların bulunması ve onların dönemin insanlarınca masalsı yaratıklar olarak adlandırılması söz konusudur (Griffin, Zümrüdü Anka kuşu vb). Yeni çağ dolaylarında artık modern bilimin ayağa kalkmaya başladığı zamanlarda eksik keşifler yapılmıştır. 1676'da Oxford Üniversitesi'nde görevli bir rahip olan Robert Plot, bir dinozora ait olduğu bugün bilinen bir uyluk kemiğini Roma döneminden kalma savaş filine ait bir kalıntı sanmıştır. Örnekler çoğaltılabilir; ancak dinozorların ve doğa bilimlerinin zirve noktası 19. asrın başlarıdır. İlk olarak dinozorların ciddi bilimsel araştırmaların konusu olması İngiliz doğa bilimci Richard Owen'ın katkısıyla oldu, çünkü dinozor tabirini ortaya koyan kendisiydi. Bilimsel anlamda incelenen ilk dinozor fosili ise Megalosaurus'tur, bu orta Jura dönemi etçili, William Buckland tarafından bulunmuştur. Bilimsel anlamda son 200 yılda bir avuç eksik numuneyle başlayan dinozorları tanımlama süreci bugün en az 800 cins ve neredeyse 1000 türle çok büyük bir sayıda temsil edilmeye başladı. Bu geniş canlılar grubunun da hâlâ daha yeni bulgularla değişebilecek bir evrim süreci vardır.[2]

Avrupa'da bu gelişmeler ve keşifler yapıldıktan sonra paleontoloji bilimi Amerika kıtasındaki çalışmalarla daha da genişlemiştir. Bilhassa Avrupa'da eğitim almış, ama saha çalışmalarını Kuzey Amerika'da yapan iki önemli bilimsel kişilik Othniel Charles Marsh ve Edward Drinker Cope sahneye çıkmıştır. Bu önemli keşifler git gide ekol haline gelmiş ve ikili etrafında rekabete dayalı bir bilimsel hareket başlamıştır. Hem Cope hem de Marsh arazi gezilerine çıkarak fosil ararlarken; bir süre sonra arazi çalışmaları için işçi ekipleri kurup başlarına asistanlarını geçirmişlerdir. İlerleyen zamanlarda, bulunan ve ulaştırılan fosilleri ofislerinde inceleme ve tasnif etme işlerini yürütmüşlerdir. Bu ikilinin rekabeti ise fikir ayrılıkları ve fosil alanları ile ilgili çatışmalar nedeniyle kavgaya dönüşmüş olup 1890 yılının ocak ayında bu kavga gazete manşetlerine düşmüş ve kamuoyunun taraf olduğu bir hadiseye dönüşmüştür. Bu bilimsel tartışma ise bilim tarihine Kemik Savaşları (Bone Wars) olarak geçmiştir.[3]

Ortak özellikleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Paleontologlar, kafatası, üst kollar, kalçalar, uyluklar, incikler ve ayak bileklerindeki kemiklerdeki ayrıntılarla bir dinozoru diğer fosil hayvan türlerinden ayırt edebilirler. Dinozorların ayılar gibi düztabanlı değil, uzuvları dik ve parmak uçlarında yürüdüklerini biliyoruz. Çalışılacak canlı örnekler olmadan vücutlarının nasıl çalıştığını tam olarak bilemeyiz, ancak bu tür aktif hayvanlar neredeyse kesinlikle sıcak kanlıydı. Küçük türler muhtemelen kuşların ve memelilerin yaptığı gibi iç ısı üretti. Büyük olanlar geceleri serinleyemeyecek kadar büyüktü. Her iki tür de sıradan sürüngenler gibi soğukta tembelleşmedi, bu nedenle dinozorlar her zaman yiyecek aramaya veya bir eş bulmaya hazırdı.[4]

Dinozorlar ve bitkiler[değiştir | kaynağı değiştir]

Dinozorların araştırılması sürecinde bitkisel dünyaya ilişkin incelemeler ve hipotezler yapmak zorunludur, zira bitkiler Mezozoyik Çağ'da çoktan kara yaşamına egemen olmuş ve büyük bir çeşitlilik arz etmeye başlamışlardı. Bitkilerin iki anlamda dinozorlar üzerinde büyük etkisi olmuştur. Bunlardan ilki besin olarak onların ekosisteminde temel üretici rolü üstlenmişler, ikinci olarak da evrimsel olarak onların karşılıklı ilişkide olduğu grubu oluşturmuşlardır. Dinozorlar çağı'nda üç büyük damarlı bitki grubu mevcuttu. Bunlar: tohumsuz bitkiler, açık tohumlular ve Kretase içinde evrimleşen kapalı tohumlu bitkiler. Eğrelti otu, kurt ayağı gibi bitkiler tohumsuz ürerler; hızlı büyüme ve hızlı üreme özellikleriyle nemli bölgelerde otçul dinozorların otlama potansiyellerini dengelemiştir. Daha sonra ilk tohumlu bitkilerin üyeleri olan açık tohumlu bitkiler evrimleşmiş ve birtakım modifikasyonları kazanır hale gelmişlerdir, zira otsu ve tohumsuz bitkilere nazaran yavaş büyüyen ve üreyen açık tohumlularsa otçul baskısına daha açıktılar. Bu duruma karşı güçlü evrimsel cevaplar verilmiştir, örnek olarak güçlü hücre duvarları, reçine üretimi, dikensi doku ve kalın ağaç gövdesi yapısı otçulların onları daha az tercih etmesini sağlamıştı. Tohum avantajı uzak yerlere taşınma metoduyla dağılımı sağlayıp bitkilerin çevreye olan hakimiyetini sağlamıştır. Kretase içinde kapalı tohumlu bitkiler de ortaya çıkmıştır, bir koruyucu doku yani meyve içinde kalan tohum daha iyi korunuyordu ve bu bitkiler açık tohumlu bitkilerden daha hızlı büyüyor ve ürüyorlardı. Bu nedenledir ki, günümüzde de bitkisel yaşamın en büyük üyeleri kapalı tohumlu bitkilerdir.[5]

Evrimsel süreçler[değiştir | kaynağı değiştir]

Dinozorların çevreye muazzam ölçüde adapte olması ve ekolojik anlamda tüm nişleri doldurması kayda değer bir başarıdır. Bitkiler bile bu karşıtlık üzerinden kendi evrimsel rotalarını çizmişlerdir; örneğin Araucaria cinsi ağaçlar uzun boyunlu sauropodlardan korunmak adına alt dallarından kurtulmuşlardır. Yine Stegosaurus cinsi geç Jura dinozoru temel diyeti olan cycad türevi bitkilerin yok olmasıyla ortadan kaybolmuştur. Dinozorların en etkileyici evrimsel hikâyesi ise aslında nesillerinin tamamen tükenmemesidir, bugün artık pek çok bilimsel çalışmada kuşlar dinozorların yaşayan torunları olarak kabul edilmektedir. En önemli kanıtlarsa evrimsel biyoloji yoluyla sunulmaktadır. İlk kuş olarak adlandırılan Archaeopteryx lithographica'nın bulunmasıyla fosildeki korunmuş olan tüyler yıllar sonra ciddi bir tartışmaya yol açtı ve yıllar yılı soğukkanlı, pullu ve hantal varlıklar olarak düşünülen dinozorların kuşlarla yakın akraba olabilecekleri üzerine araştırmalar yapıldı. Yakın zamanlarda Çin'de pek çok tüylü dinozor bulunması, kuşların kanatlarındaki tüy formasyonuna benzer olarak dinozorların kol kemiklerinde tüy kökü çıkıntıları bulunması önemli örneklerden biridir. Kuşlarla yakın akraba oldukları genetik olarak belli olan dinozorların ön kollarındaki parmak yapılarının kuşlara benzemesi ve birçok dinozorun kuşlar gibi sıcakkanlı olduklarının yaşadıkları bölge ve fosiller yardımıyla saptanması sonucu böylesi bir akrabalık bilimsel anlamda netleşmiştir.[2]

Ayrıca bilim insanlarının dinozorların nasıl göründüğüne ilişkin algısı bilimsel çalışmalar ışığında ciddi oranda değişmiştir. hantal, kertenkele benzeri pullu canlılar olarak gösterilirken; bugün artık fosil kanıtlar sayesinde pek çok teropodun kuş akrabalarınınkine benzer tüy türevi yapılara sahip olduğunu biliyoruz. Özellikle bilim insanlarının bu konudaki anatomik görüşü de evrim geçirmiştir. En bilinen dinozor unvanını hâlâ sürdüren karizmatik theropod türü Tyrannosaurus rex ortalama olarak 12 metre uzunluğunda, 5 metre yüksekliğinde ve kabaca 9[6] ton ağırlığında bir canlıydı, bu tahminler yaklaşık bir asır önceki keşfinden bu yana çok değişmedi; ancak bu canlının rekonstrüksiyonu oldukça değişmiştir. Tyrannosaurus hatta neredeyse tüm theropodlar için eski görüşler, kuyruğunu sürüyen, neredeyse insan gibi dik duran ve hantal bir varlık düşünürken; modern görüş hızlı, tüylü bir vücut ve eğik bir duruş tasvir etmiştir.[7]

T. rex eski duruş
Tüylü Tyrannosaurus rex ve yeni duruş

Büyük dinozorların nasıl yok olduğuna dair bugüne değin birçok iddia ortaya atılmıştır. Geçmişte, dinozorların kısa bir süre içinde toplu olarak nasıl yok oldukları uzun bir süre açıklanamamış ve yanardağ patlamalarından dünyadaki iklim değişikliklerine kadar çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Bu konuda en yeni teori gök taşı (asteroid) çarpması sonucu bir felaket zinciri halinde yok oluşun tetiklendiği varsayımıdır. Yaşlaşık 66 milyon yıl önceye tarihlenen yani stratigrafik olarak K-T(Kretase-Tersiyer) yok oluş dizisi diye adlandırılabilecek bir tabaka sırası bu yok oluşu temsil ediyor. Ünlü jeolog Walter Alvarez İtalya'nın Gubbio şehrinde bu yok oluş anını aydınlatacak önemli bir jeolojik iz keşfetti bu Kretase döneminin sonunu temsil eden kil tabakasındaki anomaliydi. Bu anomali K-T sınırındaydı ve fosilsizdi. Bu jeolojik sınır Kretase ve Paleojen yaşlı birimlerin oluşturduğu tezatları gösteriyordu zira fosilce zengin Kretase kireçtaşları, ince bir kil tabakası ardından fosilsiz Paleojen kayaçlarına yerini bırakıyordu. Bu noktada kil tabakası jeolojik tarihte nasıl bir olayı betimliyordu sorusu gündeme gelmiştir ve bu sorunsalın yanıtına Walter'ın babası olan ünlü fizikçi Luis Alvarez 1970'lerde Gubbio şehrinde bu jeolojik sınırda nadir bir element olan iridyumu bularak yaklaşmıştır[8]. Dünya'nın kabuğunda milyonda 0.3 olarak bulunan bu element (sondaj karotları veyahut yüzlek veren kayalardan örnekler toplanarak), K-T yok oluş sınırında milyonda 6.3'lük bir oranda bulundu yani 20 kat daha fazla bir miktar vardı. Dolayısıyla bugün güneş sistemi bünyesindeki pek çok asteroidin de ortalama bir iridyum seviyesine sahip olduğu görüldüğünden yaklaşık 66 milyon yıl önce Dünya'nın yüzeyine çarpan dev bir asteroidin toplu yok oluşun bir dizi sebebini ortaya çıkarabileceği mantıklı bir görüş haline gelmiştir. Çapı 10 km, ağırlığı ise 1 katrilyon ton olarak hesaplanan bu dev asteroidin çarptığı yerin Meksika'daki Yucatan yarımadası Chicxulub krateri olduğu tahmin ediliyor. Çarpışma anında hızının saatte 100 bin km olabileceği tahmin ediliyor, sonuç olarak böylesine bir çarpışma alanı (astrobleme) yüzlerce km çapında bir alanı kaplayabilir. daha da ilginci son araştırmalarda Ukrayna Boltiş kraterinin Chicxulub krateri ile hemen hemen aynı yaşta olduğu Ukrayna'daki kraterin sadece 2000-5000 yıl daha yaşlı olduğu görülmüştür. bu durum da paleontologlara K-T yok oluşunun çoklu bir dünya dışı etkinin sonucu olduğunu düşündürmektedir. Kafa karıştıran bir nokta da dünyaya nazaran oldukça küçük bir asteroidin taşıdığı iridyum nasıl olur da K-T stratigrafik sınırı boyunca tüm yerküreye görece istikrarlı dağılabilmiştir; ama bu soruya rağmen asteroid hipotezi yaygın kabul görür. Bu noktada asteroid çarpması, anında dinozorları yeryüzünden sildi açıklaması doğru değildir, bu teorinin devamına kulak vermek gerekir. Çarpışma sonucu büyük miktarda kıtasal ve meteorik parça atmosfere saçıldı ve sonuçta devasa bir toz-partikül bulutu dünyayı sararak güneş ışığının yeryüzüne ulaşmasını engelledi. Bu ise zincirleme birtakım felaketlere neden oldu, zira önce fotosentetik canlıların soyları tükendi (büyük oranda bitkilerin) ve bu da herbivor (otçul) dinozorların kademe kademe yok oluşuna gitti ve nihayet carnivor (etçil) dinozorlar bu yok oluş silsilesinden etkilendi. Genelde fosil çalışmaları gösteriyor ki, toplu yok oluşlar ufak türleri es geçmektedir. Bilhassa özel nişleri dolduran ve belli bir oranın üstünde vücut büyüklüğü bulunan canlılar yok oluşları atlatamamıştır. K-T yok oluşu da kuşlar, sürüngenler ve memelilerin atlattığı; ama dinozorların atlatamadığı bir dönemeç olarak görülebilir. Son olarak belirtmek gerekir ki, Kretase periyodunun sonuna doğru Dekkan yaylasındaki volkanik kapanların da püskürdüğü ve onların da bu yok oluşta bir paylarının olduğu düşünülebilir.[2]

Sınıflandırılma[değiştir | kaynağı değiştir]

Dinozorlar hakkındaki ilk bilimsel açıklama çabaları Richard Owen'dan gelmiştir ki, bu canlılara genel dinozor adını veren de oydu. Richard Owen başlangıçta İguanodon, Megalosaurus ve Hylaeosaurus gibi adlandırdığı 3 cins üzerinden bir sınıflandırma sistemi kurmaya çalıştılar, hatta 1851 yılındaki ünlü sergi için Crystal Palace Parkı'nda Owen'ın isteğiyle heykeltıraş Waterhouse Hawkins ölçekli olarak heykeller yaptı, o dönem dinozorların dev kertenkeleler olduğu düşüncesi hakim olduğu için sergilenmek üzere yaşayan sürüngen türlerinin heykelleri de yapılmıştı. Dönemin bilim dünyası, yeni fosillerin ışığında Mezozoik sürüngen çeşitliliğinin günümüzden çok olduğu kanaatine varmıştı. Yeni sınıflandırma önerileri peşi sıra geldi. Önce T.H. Huxley 1868'de yeni bir takım önerdi. ona göre Ornithoscelida adlı bir takım tasarlanmalıydı, zira bu canlıların kuşlara benzeyen çok yönü vardı. Bu takımı ikiye ayırdı ve ilkini dinosauria yapıp İguanodont, Megalosauria ve Scelidosaurus cinslerini bu alt takıma koydu ve kuş benzeri küçük etçil Compsognathus da diğer alt takıma alındı. Bir süre sonra tabii ki yeni fikirler üretildi; ancak en yetkini 1887'de İngiliz biyolog H.G. Seeley'nin hipoteziydi. Seeley, Fosili bulunan dinozorların kemik yapılarını incelediğinde ayırıcı iki tip kalça kemiği şekli görmüştür. Bunlardan bir kısmı kuş kalçasına benzer bir yapıdayken; diğerleri kertenkele kalçasına benzer yapıdadır. Ayrımı takım seviyesinde terimleştirmiştir: (Ornithischia) kuş kalçalılar ve (Saurischia) kerenkele kalçalılar. Bu takımları da alt takımlara bölmüştür. Ornithischia dört alttakım içeriyordu: Ornithopoda (Iguanodon ve benzerleri), Stegosauria (plakalı türler), Ankylosauria (Hylaeosaurus ve diğer zırhlı türler), and Ceratopsia(kuzey amerika'da yeni keşfedilen boynuzlu türler). Seeley'in ikinci takımı saurischia ise tüm theropod(etçiller) cinslerini içerdiği gibi büyük otçulları (Cetiosaurus, Brontosaurus) da içeriyordu. Bu devrimsel sınıflama dinosauria grubu üzerinde birtakım şüpheler doğurdu zira iki takıma bölünen bu canlıların ortak şemsiyesi dinosauria grubu olabilir miydi, yoksa tamamen farkı canlılar mıydı. Bu belirsizlik bir asır daha sürse de artık dinosauria'nın ortak özellikler paylaşan bu canlıların doğal bir şemsiyesi olduğunu biliyoruz. Bundan bir sene sonra Belçika'nın Benissart kasabasında bir kömür madenin işletme yapılırken; kazara bir düzine eklemli ve tam İguanodon fosili bulundu. Bu muazzam bir keşifti ve Belçika Doğa Bilimleri Kraliyet Enstitüsü uzun bir süre bu çalışmaları sürdürdü ve 1883'te bu İguanodon sürüsü sergilendi. Bu hayvanların sürü halinde dolaştığı ve bazılarının bipedal(iki ayak üstünde) hareket ettiği anlaşılabildi. Dinozorların sınıflandırılması konusunda önemli bir nokta da dinozorların kökeni meselesidir. Dinozorların ataları için en temel açıklama erken Triyas döneminde yaşayan archosaurus cinsini işaret eder: Euparkeria. Geç Triyas'ın erken dönemine(237-201 milyon yıl önce) tarihlenen bazı archosaurus cinsleri de dinozorların atası olarak kabul edilmektedir: Lagosuchus, Lagerpeton. Hatta Herrerasaurus ve Eoraptor gibi bazı bilim insanlarının dinozor kabul ettiği, kimilerininse dinozor benzeri saydığı cinsler bulunmaktadır.[2]

Kertenkele kalçalı dinozorlar (Saurischia)
Herrerasauridae Herrerasil.jpg Herrerasaurus Staurikosaurus
Theropoda
Coelophysoidea Coelophysis silhouette.jpg Coelophysis Liliensternus Dilophosaurus
Neotheropoda
Ceratosauria Ceratosil.jpg Ceratosaurus Majungasaurus Carnotaurus
Tetanurae
Megalosauroidea Spinosaurus silhouette.jpg Spinosaurus Suchomimus Torvosaurus
Avetheropoda Tyrannosaurus silhouette.jpg Allosaurus Tyrannosaurus Velociraptor (kuşlar dahil)
Sauropodomorpha
Prosauropoda Massospondylus silhouette.jpg Anchisaurus Plateosaurus Massospondylus
Sauropoda
Bazal Sauropodalar Basal sauropod silhouette.jpg Mamenchisaurus Shunosaurus Omeiosaurus
Neosauropoda
Diplodocoidea Diplosil.jpg Diplodocus Apatosaurus Amargasaurus
Macronaria Brachiosaurus silhouette.svg Brachiosaurus Camarasaurus Ampelosaurus
Kuş kalçalı dinozorlar (Ornithischia)
Heterodontosauridae Heterodontosaurus silhouette.jpg Heterodontosaurus Abrictosaurus
Genasauria Thyreophora
Bazal Thyreophoralar Scelidosaurus silhouette.jpg Scelidosaurus Scutellosaurus
Eurypoda
Stegosauria Stegosaurus silhouette.jpg Stegosaurus Kentrosaurus Huayangosaurus
Ankylosauria Ankylosaurus silhouette01.jpg Euoplocephalus Edmontonia Ankylosaurus
Cerapoda Marginocephalia
Pachycephalosauria Pachycephalosauria silhouette.png Prenocephale Pachycephalosaurus Stegoceras
Ceratopsia Protoceratops silhouette.jpg Triceratops Protoceratops Torosaurus
Ornithopoda
Bazal Ornithopodlar Hypsilophodon silhouette.jpg Hypsilophodon Agilisaurus Leaellynasaura
Iguanodontia Parasaurolophus silhouette.jpg Iguanodon Edmontosaurus Parasaurolophus

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Baron, Matthew; Williams, Megan (2018). "A re-evaluation of the enigmatic dinosauriform Caseosaurus crosbyensis from the Late Triassic of Texas, USA and its implications for early dinosaur evolution". Acta Palaeontologica Polonica (İngilizce). 63. doi:10.4202/app.00372.2017. ISSN 0567-7920. 
  2. ^ a b c d Padian and Ostrom, Kevin and John. "Dinosaur". Encyclopædia Britannica. Encyclopædia Britannica, inc. 10 Haziran 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Ocak 2020. 
  3. ^ Hellman, Hal (2001). Bilim Tarihinden Seçilmiş On Tartışma Büyük Çekişmeler. İstanbul: Tübitak. ss. 135-157. ISBN 975-403-211-4. 
  4. ^ Encyclopedia of dinosaurs & prehistoric life. sf.102
  5. ^ Surman, Holtz Jr., Farlow and Walters, M. K. Brett, Thomas R., James and Bob (2012). The complete dinosaur. Indiana, USA: Indiana University Press. ss. 650-660. ISBN 978-0-253-00849-7. 
  6. ^ Therrien and Henderson, François and Donald. "My theropod is bigger than yours...or not: Estimating body size from skull length in theropods is bigger than yours...or not: Estimating body size from skull length in theropods" (PDF). https://dinoweb.ucoz.ru/. DINOWEB. 2 Ekim 2013 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi.  |website= dış bağlantı (yardım)
  7. ^ Ross & Haas & Allmon, R. & D. & W. "Drawing Tyrannosaurus – You're Probably Doing it Wrong". www.nationalgeographic.com. Nat Geo. 19 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Mart 2020. 
  8. ^ Brusatte, Steve (2020). Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları. ss. 210-215. ISBN 978-605-7685-46-9. 

Bibliyografya[değiştir | kaynağı değiştir]

Encyclopedia of dinosaurs & prehistoric life. American Museum of Natural History. New York, N.Y.: DK Publishing in association with the American Museum of Natural History. 2008. ISBN 978-0-7566-3836-8. OCLC 181602635.