Zeytin Dalı Harekâtı

Wikipedia tasarımı üzerinden görüntüle.

Zeytin Dalı Harekâtı
Suriye İç Savaşı · Türkiye-YPG çatışmaları
Operation Olive Branch.svg
     TSK ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu kontrolündeki alanlar

     SDG, PYD ve YPG'nin kontrolündeki alanlar

     Suriye Silahlı Kuvvetlerinin kontrolündeki alanlar Daha detaylı, güncel ve interaktif harita için buraya göz atın.
Tarih 20 Ocak 2018 - günümüz
(4 ay, 4 gün)
Bölge Afrin, Halep, Suriye, Suriye-Türkiye sınırı
Coğrafi
Değişiklikler

 • Raco ve Cinderes dahil 6 belde merkezi, 282 köy, 50'si stratejik nokta olmak üzere 332 nokta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu tarafından ele geçirildi.(26 Mart itibari ile)[14][15]
 • Afrin şehir merkezi 18 Mart, Afrin ilçesi ise 24 Mart 2018'de tamamen kontrol altına alındı.[16][17]

 • Kontrol altına alınan toplam alan 2.000 km² (26 Mart itibari ile)[15]
Taraflar

 Türkiye

Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu

Suriye Demokratik Güçleri

Suriye Suriye hükûmeti[4][5]

PKK
(Türkiye iddiası)[6][7][8][9]
KCK [10][daha iyi kaynak gerekli]


Destekleyenler:

Komutanlar ve liderler
Bakınız: komutanlar Bakınız: komutanlar
Çatışan birlikler
Bakınız: muharebe düzeni Bakınız: muharebe düzeni
Güçler

Türkiye 6.400 kişi[18] (ilk gün)
Syrian National flag.svg 5.000[19]-15.000[20] arası ÖSO gücü


20.000 kişilik SDG gücü[30] (Şubat sonu)

1.500-5.000 kişilik YBŞ ve YJÊ gücü[32]
800 kişilik RGB gücü[3]
Suriye +770 Suriye hükümeti yanlısı USK, Şabi ve Bakır gücü[33][34][35]


Kayıplar

Türkiye iddiası[16][40]
Syrian National flag.svg ÖSO: 320 ölü
Türkiye TSK: 54 ölü, 233 yaralı


SOHR iddiası[41]
Syrian National flag.svg ÖSO: 495 ölü
Türkiye TSK: 83 ölü


SDG iddiası[42][43]
Syrian National flag.svgTürkiye 1.648+ ölü

Türkiye iddiası[16]

4.464 militan etkisiz hâle getirildi
(18 Mayıs itibari ile)


SOHR iddiası[41]
1523 ölü
Suriye 91 ölü


SDG iddiası[44][45][46]
820 ölü
Suriye 62 ölü
Türkiye'de 9 sivil öldü, 100'den fazla sivil yaralandı[47]
Suriye'de 289-500 sivil öldü, en az 1030 sivil yaralandı. (SOHR ve SDG[41][44])
150.000–200.000 sivil göç etti.[48][49]

Zeytin Dalı Harekâtı, Afrin Operasyonu veya Afrin Harekâtı, 20 Ocak 2018'de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu (TDÖSO) grupları tarafından Suriye'nin Halep ilinin Afrin ilçesi ile Azez ilçesine bağlı Tel Rıf'at kentine yönelik başlattığı askerî harekât. Türkiye, harekâtın amacının ülkenin varlığına tehdit olarak gördüğü ve terör örgütü olarak tanımladığı PKK, KCK, PYD-YPG ve Irak ve Şam İslam Devleti'ni (IŞİD) bölgeden uzaklaştırmak, sınır hattının ve bölgedeki halkın güvenliğini sağlamak ve kontrol altına almak olduğunu bildirdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Afrin'e yönelik harekât sonrasındaki hedefin Menbiç olduğunu açıkladı.

26 Mart 2018'e kadar Bülbül, Cinderes, Mabatlı, Raco, Şeran ve Şeyh Hadid belde merkezleri ile 282 köy, 6 köy altı yerleşim, stratejik 23 dağ veya tepe, 1 baraj, 1 havaalanı ve 1 üssün de dahil olduğu 50 stratejik nokta; toplam 332 bölge Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu tarafından kontrol altına alındı. 18 Mart'ta Afrin kent merkezi, 24 Mart 2018'de ise Afrin ilçesinin tamamı Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli ÖSO güçleri tarafından ele geçirildi.

Arka plan[değiştir | kaynağı değiştir]

2012 yılında Afrin'in YPG kontrolüne geçmesi sonrası bir kontrol noktası

Suriye İç Savaşı sırasında, 2012 yazında Suriye ordusunun geri çekilmesiyle Halep iline bağlı Afrin şehri PYD kontrolüne geçti ve kanton şeklinde yönetim birimleri kuruldu. YPG, Ocak 2014'te de facto statüsündeki Afrin Kantonunda tek taraflı olarak özerklik ilan etti.[50] 2016 yılı başında ise Kuzey Halep'teki Tel Rıf'at'ı kontrol altına aldı[51] Aralık 2016’da Afrin Kantonu, Cezire Kantonu ve Kobani Kantonu idari yöneticileri de facto statüdeki "Kuzey Suriye Federasyonu" kurduklarını açıkladılar. Fakat Fırat Nehri'nin batısında yer alan Afrin, diğer kantonlarla coğrafi olarak birleşmedi, etrafı Türkiye sınırı ve İdlib’de Şam yönetimine muhalif güçler tarafından çevrildi.[52] Bu gelişmelere karşılık Türkiye hükûmeti Afrin'deki YPG mevzilerine obüs saldırıları başlatma kararı aldı. Türkiye 2016-17 yılları arasında düzenlediği Fırat Kalkanı Harekâtı ile Suriye sınırındaki IŞİD hakimiyetini sona erdirdi. Ayrıca tek taraflı olarak ilan edilen Afrin ve Kobani Kantonu arasında bir tampon bölge oluşturarak PYD/YPG'nin Suriye'nin kuzeyinde Türkiye sınırı boyunca uzanan bir yönetim hattı oluşturmasını engelledi ve Afrin'in diğer kantonlarla birleşmesini önledi. Kuzey Suriye'de oluşturmaya çalışılan yeni yönetim koridoru Türkiye tarafından "terör koridoru" olarak tanımlandı.[53] Türkiye hem sınır güvenliği, hem Orta Doğu ülkeleriyle olan ticaretini korumak, hem de bölgede var olduğunu belirttiği "insani drama" son vermek adına bu koridoru bölmek istiyordu. Koridorun Akdeniz'e kadar uzanacağı endişesi ilk olarak Fırat Kalkanı ardından da Zeytin Dalı Harekâtı'na temel oluşturdu.[54][daha iyi kaynak gerekli]

Türkiye hükûmeti, PKK'nın Suriye uzantısı olarak gördüğü ve "terör örgütü" olarak tanımladığı PYD ve YPG'ye karşı operasyon hazırlıklarını 2017 yılı başından beri gerçekleştirmekteydi.[55] Bunun yanında gerek üst düzey yetkililer gerekse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sürekli olarak Kuzey Suriye'de bir operasyon olasılığından söz etmekteydi.[55] Ardından birkaç ay içinde zırhlı araç ve askerler Suriye sınırına çekildi.[56] Nisan 2017'de Rusya, YPG'yi saldırılardan korumak için amacıyla yapılan anlaşma uyarınca askeri birliklerini Afrin'e gönderdi.[57]

13 Ocak 2018 tarihinde ABD öncülüğündeki Birleşik Ortak Görev Gücü-Doğal Kararlılık Harekâtı tarafından yapılan açıklamada; koalisyonun ana unsurunu YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nden oluşan 30 bin kişilik Suriye Sınır Güvenlik Gücü kurulacağını ve bu gücün Türkiye-Suriye sınırı ile Suriye-Irak sınırına konuşlandırılacağı ilan edildi.[58] Türkiye karara sert tepki gösterdi ve "terör ordusu" olarak tanımladığı askeri gücün kurulması halinde Türkiye'nin ülkesine yönelecek her türlü tehdidi bertaraf etmeye kararlı ve muktedir olduğu, bir terörist ordusu kurulmasına izin vermeyeceği ve bu konuda gereken her türlü tedbirin alınacağını açıkladı.[59][60] Söz konusu sınır güvenlik gücü kurma adımının Afrin harekatının ana etkenlerinden biri olduğu ifade edildi.[61][62]

Operasyon öncesinde Rusya'nın, Afrin'in hükûmet güçlerine teslim edilmesi ve bölgenin ortak korunması konusunda YPG yetkilileri ile görüştüğü fakat YPG tarafından bunun kabul edilmediği iddia edildi.[63][64][65][66] Bu kapsamda Suriye hükûmeti yetkilileri ile de görüşmelerin olduğu ve bu görüşmelerde Menag Hava Üssü'nü ve bölgedeki bazı kontrol noktaların devredilmesi konusunda olumlu görüşlerin olmasına rağmen tüm Afrin'i devredilmeyeceğinin anlaşılmasıyla görüşmelerin sonuçsuz kaldığı iddia edildi. Bununla birlikte Rusya'nın Afrin Operasyonu'na karşı takındığı tavır, Türkiye ile “İdlib karşılığında Afrin” pazarlığı yaptığı iddialarını gündeme getirdi.[67] Bu iddialar Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yalanlandı.[68]

Harekât öncesi Hatay'ın Reyhanlı ve Kırıkhan ilçelerindeki Türk Kara Kuvvetleri'ne bağlı tankların sevkiyatı, 20 Ocak 2018

TSK ile Fırat Kalkanı Harekâtına katılan çeşitli muhalif gruplar operasyon öncesinde otobüslerle Öncüpınar'da bulunan sınır kapısından Suriye tarafına taşındı.[69][70] Harekât öncesinde Türk Kara Kuvvetleri'ne bağlı tanklar Hatay'ın Reyhanlı ve Kırıkhan ilçelerinden Suriye-Türkiye sınırına taşındı. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile birlikte 18 Ocak 2018 tarihinde Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov ile görüşmek üzere Moskova'ya gitti.[71] Ertesi gün Anadolu Ajansı Afrin'deki Rus birliklerinin çekilmeye başladığını bildirdi.[72]

19 Ocak 2018'de ​İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, YPG/PYD tarafından Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu kontrolündeki Azez ilçesindeki sivil bir hastahaneye havan topu saldırısı düzenlemesi sonucunda bir sivilin hayatını kaybettiğini, 13 kişinin ise yaralandığını duyurdu.[73][74] Suriye Demokratik Güçleri sözcüsü ise bu iddiaları yalanladı.[74] Ayrıca Türkiye kaynaklarında YPG'nin Afrin'de yaşayan sivillerin çok sayıda çocuğunu zorla alıkoyup silah altına aldığı iddia edildi.[75]

Operasyon öncesi sınır bölgesine güvenlik gerekçesiyle yerleştirilen beton bariyerler 10 günlük hazırlık süresinde bazı noktalardan kaldırılarak Afrin'e giriş noktası görüntüsü verildi. Operasyonun başladığı sabah saatlerinde TSK ve ÖSO birlikleri daha önce hazırlanan bu noktalardan değil, yeni kurulan başka 7 giriş hattından Afrin'e giriş yaptı.[76]

Harekât[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve kuvvet komutanları harekât merkezinden operasyon hakkında bilgilendirme yaptı.
Operasyon sonrası açıklama yapan Suriye Demokratik Güçleri yetkilileri, 22 Ocak 2018

20 Ocak 2018'de Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya'da yaptığı açıklamada Türkiye'nin Afrin'e operasyonunun sahada fiilen başladığını ve Menbiç'e de harekât yapılacağını söyledi.[77][78][79] Aynı gün Türk Silahlı Kuvvetleri yaptığı yazılı açıklamada Suriye-Türkiye sınırında ve bölgede istikrarı sağlamak, Afrin'deki PKK, KCK, PYD-YPG ve Irak ve Şam İslam Devletine (IŞİD) mensuplarını etkisiz hâle getirmek ve bölge halkının bunların baskı ve zulmünden kurtarmak amacıyla "Zeytin Dalı Harekâtı" adlı askerî operasyonun 20 Ocak 2018'de yerel saatte 17:00'de başlatıldığını duyurdu.[80] Türk Silahlı Kuvvetleri, 21 Ocak 2018'de internet sitesinden yaptığı açıklamada harekâtın BMGK’nin terörle mücadeleye yönelik 1624, 2170 ve 2178 sayılı kararları ve Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 51’inci maddesinde yer alan Meşru Müdafaa Hakkı çerçevesinde, Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak yapıldığını açıkladı ve YPG'ye ait 45 hedefin de imha edildiğini bildirdi.[81]

Zeytin Dalı Harekâtı, Türkiye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar tarafından Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı'ndaki harekât merkezinden yönetilmektedir.[82] Özel olarak da 2. Ordu Komutanı İsmail Metin Temel bu harekâtı yöneten kişidir.[83]

Harekâtın ilk aşamasında 7 bölgede tespit edilen PYD/YPG ve IŞİDe ait sığınak, barınak, gözlem noktası ve mühimmat deposu olarak kullanılan 108 hedef 8. Ana Jet Üssü'nden kalkan Türk Hava Kuvvetleri'ne ait 72 adet F-16 Fighting Falcon savaş uçakları tarafından vuruldu.[21] Ayrıca Azez'in 6 kilometre güneyinde bulunan YPG'nin kontrolündeki Minniğ Askeri Hava Üssü bombalandı.[84] Özgür Suriye Ordusu birlikleri ise paralel olarak Azez'den Afrin'e doğru ilerlemeye başladı.[82] Bu birlikler dışarıdan sızmaları önlemek maksadıyla kollarına sarı bantlar taktı.[85]

YPG tarafından Afrin'in Suriye'nin bir parçası olduğu belirtildi ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'dan yardım isteyerek[86] sınıra asker gönderilmesi istendi.[87] Suriyeli Kürtler ve YPG operasyona Rusya'nın yeşil ışık yaktığını ve onların ihanetine uğradıklarını dillendirdi.[88][89] Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ihanet suçlamalarını reddettiklerini açıkladı.[90] Pentagon ilk olarak Afrin'deki YGP'yi desteklemediklerini açıkladı[91] ve özellikle Fırat Nehri'nin doğusunda bulunan kendi denetimdeki SDG'ye bağlı YPG güçlerinin Afrin'e doğru ilerlemeleri durumunda onlara olan desteklerinin sona ereceğini belirtti.[92] ABD Savunma Bakanı James Mattis de harekât nedeniyle doğudaki bazı YPG birliklerinin Afrin'e kaydığını ve açıkladı.[93]

Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli operasyonda kullanılan mühimmatların tamamını savunma sanayisince yerli olarak üretilebildiğini ve mühimmat depoların sadece Afrin için değil, terör koridoru olarak görülen bölgenin tamamının temizlenmesine yetecek düzeyde olduğunu açıkladı.[94] Türkiye'de yer alanan bazı iddialara göre YPG'nin elinde ABD envanteri dışında NATO silahlarının da bulunduğu bilgisi verildi.[95]

Türk Silahlı Kuvvetleri operasyonun sekizinci gününde YPG'ye ait toplam 340 hedefin imha edildiğini duyurdu.[96][97] 28 Ocak 2018'de Burseya Dağı'nın tamamında kontrol sağlandı.[98] Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu operasyonda çeşitli uyuşturucu hapların bulunduğunu ifade etti. Anadolu Ajansı da bu hapların cesaret verici nitelikteki "Captagon hapı" olduğunu ve militanlarca kullanıldığını bilgisini paylaştı.[99] Operasyon sırasında YPG'nin kadın kolu olan YPJ'den bir kadın savaşçının Türk askerlerinin bulunduğu bölgede intihar saldırısı gerçekleştirdiği aktarıldı. 'Avesta Khabur' kod adını kullanan kadının Türk tanklarının yanında kendisini patlatması New York Times tarafından ABD'nin Suriye politikasını intihar bombacılarıyla müttefik hâle getiren garip bir duruma soktuğu şeklinde yorumlandı.[100][101]

Türk Silahlı Kuvvetleri, 30 Ocak 2018'de Afrin'e havadan Türkçe, Kürtçe ve Arapça olmak üzere üç dilde bildiri attı. Bildiride halktan bölgede bulunan örgütlere karşı olunması istendi ve "Afrin Afrinlilerindir." mesajı verildi.[102] Aynı uygulama 3 dilde SMS gönderimi ile devam etti.[103] 31 Ocak 2018'de Darmık Dağı'nın güney yamacında betondan yapılma Abdullah Öcalan anıtının insansız hava araçları tarafından bombalandı.[104]

Harekâtın günlük ilerlemesi ve TSK ile Türkiye destekli ÖSO'nun ilerleyişi
YPG'li bir keskin nişancı, 4 Şubat 2018.

Türk Silahlı Kuvvetleri, 1 Şubat 2018'de Afrin'in kuzeyinde Ali Kar ve Zar köylerini YPG'den aldı. Ali Kar ve Zar köylerinin alınmasıyla birlikte Zehran bölgesi ile Şinkal köyü arasında toprak bütünlüğü sağlandı. Afrin'in kuzeyinde büyük bir bölge Türk Silahlı Kuvvetlerine geçti.[105] Yine aynı gün, Bülbül kasabası da YPG'den alındı. Böylece Türk Silahlı Kuvvetleri harekat boyunca ilk kez bir belde ele geçirmiş oldu.[106] Associated Press, YPG'nin Türkiye'yi durdurması konusunda Amerika Birleşik Devletleri'nden yardım istediğini iddia etti.[107]

Suriye Demokratik Güçleri sözcüsü Redur Xelil, düzenlenen basın toplantısında operasyonun başlamasından 1 Şubat tarihine kadar TSK uçakları tarafından 1893 kere bombardıman yapıldığını, toplam 72 kere çatışmaya girdiklerini, çatışmalarda toplam 473 Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO mensubunun öldürüldüğünü, 25 askeri aracın imha edildiğini iddia etti.[108] Agence France-Presse muhabiri Delil Süleyman da kent merkezinde yaşayan Afrinlilerin silahlanarak "topraklarını savunmak için harekete geçtiğini” belirtti. Süleyman, bu gruplardan bazılarının kısa süreli silah eğitimini alarak cephede, bazılarının ise cephe gerisinde görev almak için çatışma bölgelerine gittiğini ifade ederek "Kürt Gençlik Hareketi" adında yapıların oluşturulduğunu iddia etti.[109]

20 Ocak 2018'de hava harekâtı ile başlayan ve ertesi gün kara unsurların katıldığı harekatta top atışları ve hava desteği TSK ve ÖSO ilerlemesini hızlandırarak Afrin'e ilerleyişte ivme kazandırdı. İlk bir aylık mücadelede Bülbül, Afrin şehir merkezi, Cinderes, Burseya Dağı ve Raco kentinde çatışmalar yoğunlaştı. TSK ve ÖSO birlikleri bu sürede Bülbül ve Burseya Dağı'nın yanı sıra Kilis sınırının karşısındaki önemli bölgeleri ele geçirdi ve YPG'nin kilis bağlantısı kesildi. Türkiye Genel Kurmay Başkanlığı 19 Şubat itibarıyla aralarında bir belde merkezi ve 52 köyün de bulunduğu 78 noktanın ele geçirildiğini duyurdu. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) de TSK ve ÖSO'nun Afrin'de bulunan köylerden yüzde 10'luk bir bölümünü ele geçirdiğini açıkladı.[110]

Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu'na bağlı 23. Tugay mensupları, 12 Şubat 2018.

2018 Şubat ayı itibarıyla çatışmadaki kayıplar arttı. Bir aylık periyotta TSK'dan 32 asker hayatını kaybederken, 170 asker yaralandı. ÖSO'nun da 60'dan fazla kayıp verdiği bilgisi 17 Şubat 2018 günü Recep Tayyip Erdoğan tarafından paylaşıldı.[111] ÖSO kayıpları hakkında net bir bilgi açıklanmasa da Suriye Gözlemevi 200 civarında ÖSO'lunun öldüğünü iddia etti, YPG ve SDG ise 400'den fazla ÖSO kuvvetini öldürdüklerini öne sürdü. Açıklamalarda kayıplar konusunda büyük farklar gözükse bile Genelkurmay Başkanlığı 19 Şubat 2018 tarihine kadar 1641 YPG militanın etkisiz hale getirildiğini paylaştı. SDG ve Suriye Gözlemevi ise bu sayının çok daha altında olan kayıp bilgisi paylaştı. Buna göre SDG ve YPG açıklamalarına göre kendi kayıpları 100, Suriye Gözlemevi'ne göre de 197 YPG militanı öldü.[110]

TSK tarafından düzenlenen hava harekatlarında bir aylık süreçte azalmalar gözüktü. 20-26 Ocak arasında 340, 27 Ocak-2 Şubat arasında 198, 3-11 Şubat arasında 89 ve 12-16 Şubat tarihleri arasında 47 hava harekatının düzenlendiği bilgisi Genelkurmay Başkanlığı tarafından paylaşıldı. Rusya jetinin şubat ayı içerisinde bölgedeki milis güçlerce düşürülmesi hava harekatların azalmasındaki ana sebep olarak görüldü.[110]

Afrin'e giren Suriye hükûmeti yanlısı güçler, 22 Şubat 2018

Harekât Suriye ordusu veya Esad rejimi yanlısı milis güçler ile TSK ve ÖSO'nun çatışmasına da neden oldu. İlk olarak Suriye'nin YPG'lilere lojistik destek sağladığı bilgisi paylaşılırken[4], daha sonra bu doğu kısımdan gelen YPG militanlarına güneyden koridor açılmasıyla devam etti.[5] Aynı zaman da PKK'nın Sincar bölgesinden Afrin'e birçok militanını gönderdiği iddia edildi.[9] Harekâtın 31. gününde Suriye devlet televizyonu Suriye ordusuna bağlı güçlerin Afrin'e gireceğini duyurdu. Bunun üstüne Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye ordusunun Afrin'e YPG'yi arındırmak için girmesinde problem görmediklerini fakat destek için girilirse Türkiye'nin tavrının ağır olacağını açıkladı. 20 Şubat 2018'de Halep'ten Afrin'e Suriye Ulusal Savunma Kuvvetleri, Şabi milisleri ve Bakır Tugayı konvoyunun hareket etti. Türk Silahlı Kuvvetleri bu konvoya uyarı olarak top atışlarında bulundu. İddialara göre konvoy bu uyarı atışları sonrası 10 kilometre geri çekildi.[112] Afrin'e girmek isteyenler arasında Suriye Direnişi lideri Mihraç Ural'ın da olduğu iddia edildi.[113][daha iyi kaynak gerekli] Sputnik'in haberine göre ise konvoy geri çekilmedi, Afrin'e giriş yaptı.[114] Giden ilk grubun ardından Suriye hükûmeti yanlısı başka gruplarında Afrin'e giriş yaptığını duyuruldu.[115][116]

22 Şubat'ın akşam saatlerinde Afrin'e silah ve mühimmat taşıyan 30-40 araçlık YPG konvoyu Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından imha edildi.[117] 26 Şubat 2018'de toplamda ele geçirilen 115 nokta ile YPG'nin Türkiye sınırıyla bağlantısı tümüyle kesildi.[118] Daha sonra çatışmalar Raco ve Cinderes'te yoğunlaştı. TSK ve ÖSO 6 Mart 2018'de Roco'da kontrolü sağladı. Raco ve Cinderes’ten Afrin’e ulaşan kara yollarının da ele geçirildiği bilgisi paylaşıldı.[119] 6 Mart tarihinde Suriye Demokratik Güçleri bileşenleri Rakka'da yaptıkları basın toplantısında Afrin dışında yer alan ve Fırat Nehri'nin doğusunda IŞİD'e karşı koalisyon güçleriyle birlikte görev yapan güçlerini Afrin'e gönderme kararı aldığını duyurdu.[120][121] Bu gelişmeden birkaç gün önce ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri çok sayıda SDG mensubunun operasyonları terk ettiğini ve Afrin'e gittiğini belirtmişti.[93][122] Afrin'e geçen Devrimciler Ordusu'na bağlı yaklaşık 1.700 kişinin Deyrizor'dan hareket ettiği bildirildi.[93][123][124] Raco beldesinin ele geçirilmesinin ardından 8 Mart 2018 günü Afrin'in güneyindeki Cinderes beldesi de TSK ve ÖSO tarafından ele geçirildi.[125] Böylelikle harekâtın 47’nci gününde Afrin merkezine güneybatı ve kuzeydoğudan 8–10 km kadar yaklaşıldı.[126]

Şehir merkezinin ele geçirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

TSK 13 Mart'ta yaptığı açıklamada 12 Mart günü Afrin kent merkezinin tamamen kuşatıldığını ve civardaki önemli bölgelerin ele geçirildiğini açıkladı.[127] Takip eden günlerde civardaki çok sayıda köy ele geçirildi. 17 Mart günü doğudan batıya ve batıdan doğuya ilerleyen TSK birlikleri Afrin'in kuzeyinde buluştu.[128] Afrin ilçe merkezine ilk olarak 23:45'te TSK Özel Kuvvetleri girdi.[129] 18 Mart 2018'de Afrin ilçe merkezi Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu tarafından kontrol altına alındı. TSK yaptığı açıklamada harekatın devam ettiğini ve kontrol altına alınan bölgelerde operasyonların sürdürülmekte olduğunu açıkladı.[16] Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ da bölgede hayatın normalleşmesi için adımlar atılacağı, imar faaliyetlerine girileceği, gıdaya ve sağlığa erişimde sorun yaşanmaması için adımlar atılacağını açıkladı.[130]

Afrin şehir merkezi 48 saatten daha kısa bir sürede düştü ve merkezin uzun ve zorlu bir abluka ile ele geçirileceği beklentisi gerçekleşmedi.[131] TSK daha önce şehir merkezinde düzenlenecek operasyonlar için Özel Kuvvetlerini göndermiş, aynı zamanda hendek, mayın ve çeşitli patlayıcı tuzaklar için insansız araçlarını da bölgeye sevk etmişti.[132] Kürt güçleri yaptığı açıklamada çekilmelerine gerekçe olarak sivillerin zarar görmemesini engellemek şeklinde açıkladı. Afrin Kantonu idari meclisi eş başkanı Osman Şeyh İsa "Türkiye ile savaşta yeni bir evreye girdiklerini" öne sürerken bundan sonra vur-kaç tekniği ile mücadele edeceklerini açıkladı.[133] PYD eski eşbaşkanı Salih Müslim "Geri çekilmek savaşı kaybetmek anlamına gelmez" ifadelerini kullandı ve çatışmaların gerilla savaşı tarzında devam edeceğini iddia etti.[134] Kent merkezinin ele geçirildiği gün ilçe merkezinde bulunan, Zerdüştlük inancında kutsal kabul edilen Demirci Kava heykeli Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu mensupları tarafından yıkıldı.[135]

Merkezde sağlanan kontrol sonrasında özellikle Fransız haber ajansı AFP'nin geçtiği fotoğraflar ile ÖSO'dan bazı kişilerin kapalı durumdaki bazı iş yerlerinde evlerde yağma faaliyetinde bulundukları iddia edildi.[136] Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın yağma haberlerini dikkate aldıklarını ve olayın incelendiğini açıkladı.[137] ÖSO yaptığı açıklamada yağmaya karışan iki mensubuyla ilişilerinin kestiğini ve yaptırımlara devam edileceği açıklandı.[138] Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu "Buralarda bir şikayet veya talep gelirse titizlikle inceleriz." diyerek yağmaya ve insanlık suçlarına müsaade etmeyeceklerini ve bu konuda hassas oldukları açıkladı.[139] Recep Tayip Erdoğan da bazı gruplarda ganimet anlayışının olduğu ve duruma hemen müdahele edildiğini söyledi.[140]

Siviller[değiştir | kaynağı değiştir]

Hârekatın başlamasını takip eden günlerde çeşitli sivil kayıplar yaşanırken farklı sayılarda sivil kayıp iddiaları da ortaya atıldı. Sınırın Suriye tarafındaki YPG kontrolündeki alandan Türkiye'ye yönelik olarak çok sayıda roket saldırısı gerçekleşti. Gece veya gündüz vakitlerinde Kilis ve Hatay'daki evlere[23] , çeşitli yerleşim yerlerine, tarihi Çalık Camisi'ne[141], iş yeri ve insanların toplu olarak bulunduğu alanlara isabet eden roket saldırıları yaşandı.[142] Türkiye başbakanı Binali Yıldırım 15 günde 94 roket ve füze saldırısının yapıldığını, 7 sivilin hayatını kaybettiğini ve 113 kişinin yaralandığını açıkladı.[143] TSK bu roketlere ÇNRA ve top atışlarıyla karşılık verdi.[144] Afrin'deki YPG milis güçlerince sadece Türkiye'ye değil, Fırat Kalkanı Harekâtı ile kontrol altına alınan Azez'e ve El-Bab'a yönelik roket saldırılarında da onlarca sivil zaviyat yaşandı.[145] YPG bu saldırılarının kendilerince gerçekleştirilmediğini öne sürdü.[146] ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da YPG'den aldığı bilgilere dayanarak Türkiyeli mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu'na YPG mevzilerinden Türkiye tarafına roket atılmadığını iddia etti.[147] Çavuşoğlu da Tillerson’a “Kaynaklarını check et, bizimle onların ağzıyla konuşmayın” cevabını verdiğini ifade etti.[148]

Afrin'de sivillerin, çocukların ve kadınların YPG milis güçlerinde canlı kalkan olarak kullanıldığını öne süren Türkiye,[23] bu konuda Cenevre Sözleşmeleri gereğince neler yapılabileceği hükûmetçe ele aldı. Bu doğrultuda milis güçlerin olduğu bölgelerden halkın uzaklaşması için olanak sağlanıp, duyuru ve anonslar yapılacağı, uluslararası yasalar gereği süre tanıma uygulaması gibi farklı yöntemlerin gerçekleştirileceği bildirildi.[149] Kuşatma sonrasında ise halka “teröristlerin kalkanı olmamaları, terör mevzi ve barınaklarından uzak durmaları”; PYD/PKK’lı teröristlere de “teslim olmaları” yönünde havadan Arapça ve Kürtçe bildiriler atıldı.[150]

YPG kaynakları da Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sivil kayıplara ve yaralanmalara neden olduğunu öne sürdü.[146][151] The Independent Orta Doğu muhabiri Robert Fisk ve The Guardian muhabiri Martin Chulov operasyonun Afrin'de yaşayan mültecileri, kadınları, çocukları ve bebekleri etkilediğini ifade ederek çatışmalar ile yaşanan sivil kayıplara ilişkin bilgi verdiler.[152][153][154] Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova[155], UNICEF ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in sözcüsü Stephane Dujarric de benzer görüşler paylaştı.[156] Uluslararası Af Örgütü hem TSK hem YPG kaynaklı saldırılarda sivil kayıpların olduğunu aktardı. "İki tarafın da sivilleri ayırmaksızın bombardıman yaptığını" bildiren kuruluş, YPG ve TSK sorumluluğunda olduğu iddia edilen saldırıları raporladı.[157][158]

Suriye resmi haber ajansı SANA, YPG ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi 17 Şubat 2018'de Türkiye'nin Afrin'de zehirli gaz kullandığını ve 6 sivilin etkilendiğini iddia etti.[159][160] Fakat bu iddialar doğrulanamayarak dezenformasyon olarak kaldı. ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyon bu konuda doğrulanmış bilgiye sahip olmadıklarını açıklarken[161], Beyaz Saray bunu 'son derece olasılık dışı' olarak gördü.[162] Konu Birleşmiş Milletler gündemine de geldi ve BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura iddianın şu an için doğrulanamadığını açıkladı.[163] Benzer şekilde iddianın doğrulanamadığı bilgisi Müzakere Yüksek Komitesi (HNC) tarafından da paylaşıldı.[164] Lahey merkezli Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) de kimyasal silah kullandığı iddialarını doğrulayacak kanıt bulamadıklarını açıkladı.[165] İddia Türkiye tarafından "kara propaganda" olarak görülürken, Mevlüt Çavuşoğlu "Güvenilir kaynağınız nedir? Yalan söylemeyi bırakın" şeklinde açıklama yaptı.[160] Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar da "kullanılan silah ve mühimmat dâhil tüm faaliyetlerin Silahlı Çatışma Hukuku'na uygun ve meşru zeminlerde sürdürüldüğü" ifadesinde bulundu.[166]

Sivil kayıplar konusunda genel olarak farklı iddialar öne sürüldü. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) sadece 21, 27 ve 28 Ocak tarihli üç bombardımanda 26 sivilin öldüğünü tespit ettiklerini öne sürerek Türkiye'nin sivil ölümlerinin engellenmesi için gerekli önlemleri almadığını savundu.[167] UNICEF de operasyonun birinci haftasında "11 çocuğun öldüğü ve daha fazlasının da yaralandığına dair" bilgilerin kendilerine ulaştığını açıkladı. Suriye Gözlemevi 20 Şubat 2018'e kadar 70'ten fazla sivilin hayatını kaybettiğini öne sürerken, SDG ise sivil can kaybının 180 civarlarında olduğunu öne sürdü.[110] Sivil kayıplar konusu genel olarak Türkiye tarafından propaganda ve güvenilir olmayan kaynaklara dayanan haberler olarak görüldü. Recep Tayyip Erdoğan, TSK, bakanlar ve diğer hükümet yetkililerince siviller konusunda gerekli hassasiyetin verildiği ifade edildi. Türk Silahlı Kuvvetleri yaptığı açıklamada iddialara cevap vererek 'sadece teröristler ve bunlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereçlerin hedef alındığını, sivil ve masum kişilerin zarar görmemesi için her türlü hassasiyetin gösterildiğini', bu tarz iddiaların propaganda olduğunu iddia etti.[168] Millî Savunma Bakanı Nurettin Canikli ise TBMM'deki Afrin oturumunda bölgede TSK ve ÖSO eksenli sivil zayiatın olmadığını[169] sivil hassasiyeti olmasa operasyonun on beş günde bitebileceğini öne sürdü.[170] Canikli bir diğer açıklamasında sivil kayıp iddiaları için "Bir zayiat varsa onlar sivil gibi görünen, görünmek isteyen ama etek giymiş teröristlerdir. Karıştırmamak lazım, onlar sivil değil, onlar terörist" ifadelerini kullanırken[171], Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ise masum ve sivillerin kendileri için dokunulmaz olduğunu belirtti.[172]

Göçler[değiştir | kaynağı değiştir]

28 Şubat 2018'de, Birleşmiş Milletler'in İnsanî İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock, "yerel yetkililer" olarak tanımladığı PYD/PKK'nın sivillerin daha güvenli yerlere gitmesini engellediğini, Türk makamlarının ise, Afrin'e insanî erişimi sağlama konusundaki istekliliklerini vurguladıklarını belirtti.[173] Afrin'in TSK ve ÖSO tarafından kuşatılmasından sonra göç dalgası yaşanmaya başladı. Bazı Afrinliler çevre köy ve kasabalardan şehir merkezine doğru yer değiştirdi. Birçok vatandaş harekât nedeniyle mağdur olduğunu açıklarken, Türkiye ise sivillerin zarar görmemesi için tüm önlemleri aldığını belirtti.[174] SDG kaynakları 18 Mart 2018 tarihinde sivillerin kentten çıkarıldığını iddia ederken, Afrin Kantonu idari yöneticileri de 200 binden fazla sivilin göç ettiğini savundu.[44][52][daha iyi kaynak gerekli] Birleşmiş Milletler Suriye İnsani Yardım Koordinatörlüğü Afrin'den yaklaşık 100 bin kişinin evlerini terk ettiğini açıklarken[175] bu sayı muhaliflere yakın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi tarafından 150 bine çıkarıldı.[176] BM açıklamasında 75 bin civarında insanın Tel Rıfat, Nubl, Al-Zahraa ve çevredeki diğer köylere göç ettiği belirtildi.[175] Şehir merkezinin ele geçirilmesi sonrasında Bekir Bozdağ ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu'dan bölgede hayatın normale dönmesi için çalışmalar yapılacağını açıkladı. Güllüoğlu Türk Kızılayı ile beraber Afrin'e yönelik geri dönüşler için sivillerin gıda kolisi, hijyen paketi, su ve diğer ihtiyaçların giderilmesi adına çalışma başlattıklarını açıkladı.[177] Takip eden günlerde Kızılhaç Tel Rifat'a giden Afrinlilere insanı yardım götürürken[178], Türk Kızılayı ve AFAD da Afrin şehir merkezi ve diğer belde merkezlerine insani yardım ulaştırdı.[179]

Çatışan taraflar[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye ve müttefik kuvvetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı askerler Burseya Dağı'nda

Harekâta Türk Silahlı Kuvvetleri komutası altındaki Türk Kara Kuvvetleri'nin 2. Ordu ve 1. Komando Tugayı ve Türkiye'nin destek verdiği Özgür Suriye Ordusu kara birliği olarak katılmaktadır. İlk etapta TSK'ya bağlı yaklaşık 6.400 askerin Afrin'e girdiği belirtildi.[18] Bunun yanında Türk Hava Kuvvetlerine bağlı savaş uçakları, ilerleyen TSK ve ÖSO birliklerine destek verdi.[21] Şubat 2018'de 50 tim halinde hendek operasyonlarında görev almış Jandarma Özel Harekât (JÖH) ve Polis Özel Harekât (PÖH) birlikleri Afrin kent merkezinde meskûn mahal operasyonlarına katılmak üzere sınır bölgesine sevk edildi.[180][181] 26 Şubat 2018'de JÖH ve PÖH timleri Gaziantep'in İslahiye ilçesinden Afrin'e geçti.[182] Ayrıca operasyona 64 köy korucusu katıldı.[183] Millî İstihbarat Teşkilatı da operasyonda aktif rol almış; ÖSO birliklerinin koordinasyonunu, yönlendirilmesini ve hava saldırıları sonrası hedef belirleme konusunda istihbarat toplama faaliyetlerinde bulunmuştur.[1][2]

Afrin'i de içeren Suriye-Türkiye sınırındaki bölgelere girecek olan Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu yapısındaki grupları içeren Havar Kilis Operasyon Odası isimli yapı Mart 2016'da oluşturulmuştu.[184] Bu kapsamda Afrin'de TSK ile birlikte savaşan çok sayıda ÖSO tugayı oluşturulmuştur. Çoğu Türkiye tarafından askerî eğitime tabi tutulan bu grupları içeren Zafer Bloğu, Birinci Lejyon, İkinci Lejyon ve Üçüncü Lejyon isminde çatı örgütler kurulmuştur. Bununla birlikte bu organizasyonlardan bağımsız tugaylar da vardır. Zafer Bloğu Seçkin Ordu (Azadi Taburu'nu içerir), Şam Lejyonu ve Torunlar Ordusu'ndan; Birinci Lejyon Semerkand Tugayı, Muntasir Billah Tugayı ve Fatih Sultan Mehmet Tugayı'ndan; İkinci Lejyon Sultan Murad Tugayları (Sultan Süleyman Şah Tugayı'nı içerir), Hamza Tümeni (Kürt Şahinleri'ni içerir) ve El-Mutasım Tugayı'dan; Üçüncü Lejyon ise Şam Cephesi (Kuzey Fırtına Tugayı ve Ahrar uş-Şam'ı içerir) ve Kuzey Ordusu'ndan oluşur. Bu çatı örgütlerden bağımsız olan gruplar ise Fastaqim Birliği, Mare Askeri Konseyi, Ahrar al-Sharqiya, Ahl al-Diyar, 9. Tugay, Saladin Torunları Tugayı, Mashaal Tammo Tugayı, Kamışlo Kalkanı, Afrin Kalkanı, 23. Tugay ve Mustafa Tugayı'dır.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin operasyon sonrası ÖSO hakkında yaptığı bilgilendirmede Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekâtı'ndaki ÖSO ile hareket etmesini Fırat Kalkanı Operasyonu'na benzer olduğunu belirtti.[185] The Independent yazarlarından Patrick Cockburn imzalı bir haberde yeniden yapılandırılan ÖSO gruplarının içerisinde IŞİD'in eski mensuplarının ve çeşitli radikal islamcı grup üyelerinin olduğu iddia edildi.[186]

Suriye Demokratik Güçleri ve müttefik kuvvetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Afrin'in ormanlık alanlardaki YPG militanları

Afrin'de YPG, YPJ, Devrimciler Ordusu (Kürt Cephesi ve Devrimci Kalkan Tugayı adıyla iki tabur olarak), Kuzey Demokratik Tugayı, Süryani Askerî Konseyi, İdlip Askeri Konseyi ve Demokratik Kuzey Güneşi Tugayı gibi Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bileşeni olarak savaşan birden fazla grup vardır. Aynı zamanda Suriye dışı yabancı militanları içeren YPG Enternasyonal[187][188] ve SDG bünyesinde kurulan Anti-Terör Birimleri adlı özel kuvvetler de çatışmalara girmiştir.[189] Şubat ayı sonunda Afrin'de SDG bünyesinde yaklaşık 20.000 kişilik gücün bulunduğu belirtildi.[30] Anadolu Ajansı, YPG'nin Afrin'de esir tuttuğu IŞİD militanlarını Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı savaştırmak için serbest bıraktığı ve bünyesine kattığını iddia etti.[190][191] 8 Mart 2018'de SDG yöneticilerinden Ebu Ömer El İdlibi, 1.700 kişilik Devrimciler Ordusu gücünü Deyrizor'dan Afrin'e sevk etme kararı aldıklarını açıkladı.[123][192]

SDG'nin bileşeni olmayan, fakat Zeytin Dalı Harekâtı'nda TSK ve Türkiye destekli ÖSO ile çatışmalara giren çeşitli güçler de bulunmaktadır. Afrin Bölgesi'nde kurulan Asayiş, Toplum Koruma Güçleri, Öz Savunma Güçleri ve Rojava Gençlik Birliği çatışmalarda yer almıştır. Bunun yanında Enternasyonalist Özgürlük Taburu adıyla ortaklaşan Birleşik Özgürlük Güçleri, MLKP, RUIS, TKP/M-L, TKEP/L, MLSPB, Komünist yeniden inşa ve Antifaşist Eylem Güçleri de çatışmalara katıldı.[193] Şubat 2018'de ise Irak'ın Sincar bölgesinde daha önce IŞİD'e karşı savaşan Yezidilerin oluşturduğu Sincar İttifakı bileşenleri olan Şengal Direniş Birlikleri ve Ezidi Kadın Birimleri de SDG'ye destek vermek için Afrin'e geldi.[32][194] Bu gruplardan ayrı olarak "Halk Cephesi" adıyla TSK ve ÖSO'ya saldırı düzenleyen grupların olduğu bilgisi de basına yansıdı.[195][196]

"Halk Güçleri" adındaki[197][198] Suriye hükümeti yanlısı paramiliter güçler harekatın başlamasının 31. gününde Suriye-Türkiye sınırını korumak ve SDG'ye destek vermek için Afrin'e geldi. Ulusal Savunma Kuvvetleri, Şabi milisleri, Bakır Tugayı ile Nubl ve Al-Zahraa şehirlerinden gelen hükûmet yanlısı milis kuvvetler farklı gruplar halinde bölgeye yerleşti.

Tepkiler[değiştir | kaynağı değiştir]

Ulusal[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan operasyon hakkında yaptığı açıklamada Türk askerinin Afrin'de kalıcı kalmayacağını, operasyon hakkında bölgede bulunan Rusya ve diğer koalisyon güçleri ile görüş alışverişi yaptıklarını[199] söylemiş, ABD'nin operasyon süresinin uzun olmamalı[200] açıklamasına "Ne zaman iş biterse bizim orada durmaya merakımız yok. Bunun için birilerinden icazet almaya ihtiyacımız yok"[201][202] sözleriyle yanıt vermiş, Başbakan Binali Yıldırım operasyonun ekonomiyi etkilemeyeceğini[203] ve harekâtın bölgeden gelebilecek saldırıları durdurmak için başlatıldığını söylemiş,[203] Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar operasyonun "tek bir terörist kalmayana kadar devam edeceğini, operasyonda Türk ordusunun karşısında PKK, YPG haricinde IŞİD'in de olduğunu" söylemiştir.[204] Türkiye hükûmet sözcüsü Bekir Bozdağ harekâtın meşru ve uluslararası hukuka uygun olduğunu açıklamıştır.[205]

HDP ve DBP'nin Diyarbakır'da düzenlemek istediği protesto gösterisine polis engeli

Operasyon yapılmasının gündeme gelmesi üzerine aralarında Demokratik Bölgeler Partisi, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, Emek Partisi, Emekçi Hareket Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi, Kürdistan Sosyalist Partisi, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Özgürlük ve Sosyalizm Partisi, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Türkiye Komünist Partisi ve Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'nin bulunduğu çeşitli siyasi partiler, hükûmetin operasyon kararını eleştiren bildirilerde bulundular.[206][207][208][209] Bununla birlilte Halkevleri, İnsan Hakları Derneği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, SODAP, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipler Birliği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı; operasyona karşı bildiriler yayınladılar.[210][211] Çeşitli illerde toplanan bazı gruplar tarafından ve HDP ve DBP'nin milletvekilleri ile birlikte operasyonların başlamasından bir gün sonra protesto eylemleri düzenlenmesine polis tarafından izin verilmedi.[212][213][214][215] Diyarbakır'da yapılan bir araştırmada ise yüzde 83.2 oranında operasyonun Suriye'deki Kürt kazanımlarına yönelik olduğu sonucu çıktı.[216]

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) operasyonu desteklediğini açıkladı.[217] İYİ Parti, Liberal Demokrat Parti ve Büyük Birlik Partisi genel başkanları da operasyona destek verdiklerini açıkladı.[214][218] Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, operasyonun başlamasının akabinde operasyon kararına destek vererek "Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun. Allah ordumuzu muvaffak etsin." açıklamasında bulundu.[219] Diyanet İşleri Başkanlığı operasyonun başladığı gün yaptığı açıklamada, "Bu akşam bütün camilerimizde yatsı ve sabah namazı öncesi veya sonrası Fetih Suresi okunacak, ordumuza ve milletimize dua edilecektir" dedi.[23] Bu uygulamanın 90 bin camiyi kapsayacak şekilde operasyonun biteceği güne kadar devam edeceği açıklandı.[220] Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş operasyonun 8. gününde TSK operasyonunun cihad kapsamında olduğunu ifade etti.[221] Türkiye Ermenileri Patrikliği, web sayfasından yaptığı açıklamada "Türk Silahlı Kuvvetleri’ne Zeytin Dalı Harekâtı’nda başarılar diler, terör hareketlerinin son bulması, tüm insanlığın muhtaç olduğu barış, sağduyu ve huzur ortamının özellikle bölgemizde tesisi için dua ederiz." ifadelerini kullandı.[222][223] Cemaat Vakıfları ve Türk Yahudi Toplumu'ndan da destek geldi.[224] Fener Rum Patriği I. Bartholomeos ise Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a harekâtın başarılı geçmesi dileyen bir mektup yolladı.[225] TÜSİAD ve MÜSİAD da operasyona destek verdiklerini açıkladı.[226][227] Aralarında Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) bulunduğu 16 STK operasyona olan desteklerini açıkladı.[228] Operasyona destek veren Türkiye vatandaşları çeşitli kentlerde ev ve iş yerlerine Türk bayrağı astılar.[229] Çeşitli şehirlerde gönüllü askerlik başvuruları yapılırken[230], 30 büyükşehir, 23 il, 154 ilçeyi kapsayan bazı araştırmalarda halkın yüzde 85'inin operasyonu desteklediği sonucu çıktı.[231]

Medya[değiştir | kaynağı değiştir]

Başbakan Binali Yıldırım 21 Ocak 2018 günü Türkiye'deki basın kuruluşları temsilcilerini istişarede bulunmak ve görüş alışverişinde bulunmak üzere toplantıya çağırdı. Muhalif medya temsilcilerinin de davet edildiği toplantıda hükûmetin hassasiyetleri ve medyadan olan beklentilerini içeren 15 maddelik bir liste sunuldu. Listede harekatın sivil halka değil terör örgütlerine yönelik yapıldığı amacının ön planda tutulması, harekatın sadece YPG değil IŞİD'e yönelik de olduğu bilgisinin es geçilmemesi, sivil ve askeri kayıp haberlerinde titiz olunması gerektiği ve teyit edilemeyen görüntü ve açıklamalara itibar edilmemesi, istihbarati yönde tehlike yaratacak konum bilgilerinin paylaşılmaması, psikolojik savaş unsuru açısından PYD'nin moralini artıracak haberler yapılamaması ve doğru ve birincil bilgilere ulaşmak adına hükümletin görevlendirdiği Bekir Bozdağ ve Mahir Ünal ile temas kurulması gerektiği vurgulandı.[232] Temsilcilere PKK/PYD'nin moralini artıran haberlerin dikkate alınmaması beklentileri hakkında Sınır Tanımayan Gazeteciler, amacın Türkiye medyasını hükûmet ve savaş hedeflerine hizmet ettirmek olduğu yönünde açıklama yaptı.[233] İnsan Hakları Derneği, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası bu listeye tepki gösterdi ve yaşanan durumun sansür olduğunu ifade etti.[234]

Başbakan toplantıda yaptığı açıklamada görüş farklılıklarına rağmen harekâtın başladığı günü takip eden bir sonraki günde medyadaki birlikteliğin güzel bir fotoğraf olduğunu söyleyerek “Demokratik bir ülkeyiz farklı sesler olabilir, bunlar her şey yolunda giderken problem teşkil etmez ancak dünyanın gözü üzerimizdeyken beka meseleleriyle karşı karşıyayken birlikte olabilmek önemli” ifadelerini kullandı. Yazılı ve görsel medyanın katkılarına dikkat çekti. İlgili durumun bir sansürden çok sadece kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini içeren bir beklenti olarak açıkladı. PKK/PYD ve yabancı basının manipülasyonlarının olabileceğine dikkat çekerek duyarlı olunması gerektiğini vurguladı.[235]

Operasyon sonrası basın kuruluşlarının operasyona yaklaşımıyla ilgili The Economist Türkiye'deki ana akım medyanın Afrin'deki savaşı sadece Türkiye hükümeti ve ordunun gösterdiği açıdan haberleştirdiğini belirtti. Ayrıca "Türk ordusu Afrin'de tek bir sivile bile zarar vermeden 2 binden fazla YPG'liyi 'etkisiz hale getirdiğini' savunuyor. Tek bir ana akım medya kuruluşu bile bu sayıları sorgulamadı." ifadeleriyle ölü ve yaralılara dair verilerin de tam olarak aktarılmadığını veya buna cesaret edilemediğini savundu.[236]

22 Şubat tarihinde bölgeye silah ve militan taşıyan YPG'ye ait 30-40 araçlık konvoy Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından vuruldu. Genelkurmay Başkanlığı konvoyun imha edilmesine ait videoyu YouTube sayfasından yayınladı. Youtube ertesi gün görüntülerin "şiddet barındırdığı veya görsel açıdan rahatsız edici olduğu" gerekçesi ile erişime engelledi.[237] Bunun üzerine TSK resmî twitter hesabından görüntüleri yayınladı. Gelen tepkiler üzerine YouTube videoyu yeniden erişime açtı.[238]

Harekât boyunca birçok kişi ve medya kuruluşu sosyal medya hesabı üzerinden yalan haber, dezenformasyon, manipülasyon ve kara propaganda amaçlı paylaşımlarda bulundu. Ayrıca, başka çatışmalarda çekilen pek çok fotoğraf ve video Afrin operasyonunda çekilmiş gibi sosyal medya ve medya kaynakları üzerinden yayınlandı.[239] PYD eski eş genel başkanı Salih Müslim, 14 Eylül 2014 tarihinde Beşar Esad güçlerinin Doğu Guta'ya düzenlediği hava saldırısında yaralanan çocukların yer aldığı görseli, "Türkiye, Afrin'de katliam yapıyor" iddiasıyla resmî twitter hesabından paylaştı. Müslim fotoğrafın gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkarılınca hesabından kaldırdı.[240] 1983 Erzurum depremi'nde dört çocuğunu kaybetmiş bir annenin, enkaz altından çıkarılan çocuklarının cansız bedenleri önünde ağlamasını gösteren 1984 World Press Photo ödülü sahibi fotoğraf Afrin'de çekilmiş gibi servis edildi.[241][242] Afrin şehir merkezinin ele geçirilmesinin ardından başka bir paylaşımda, 2015'te IŞİD'in Rakka'da Yezîdîlerin evlerinden yağmaladıkları malları sattığı bir pazar yerine ait görsel, Afrin'de yağmalanıp Azez ilçesinde satılıyormuş gibi gösterildi.[243] Milliyet ve Habertürk tarafından yayınlanan haberde Şeyh El Hadid bölgesindeki operasyonu gösterdiği iddiasıyla video görüntüsü yayınlandı. Bu görüntünün 2010 çıkışlı Medal of Honor adlı video oyununa ait olduğu ortaya çıktı.[244] Benzer olarak a Haber'in yayınladığı ve Afrin'de çekildiğini iddia ettiği görüntüler Rusya'nın 2012 yılında Kafkasya'da yaptığı bir askeri tatbikata ait olduğu ortaya çıktı.[245]

Gözaltı ve tutuklamalar[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye İçişleri Bakanlığı harekâtın başlamasını takip eden süreçte 26 Şubat 2018 tarihine kadar 845 kişinin sosyal medyada Afrin paylaşımları ile terör propagandası yapma, provokatif söylem, halkı kin ve düşmanlığa itme, dezenformasyon, karşıtlık verme, izinsiz gösteri ve benzeri birçok gerekçe ile gözaltına alındığını, hakkında işlem yapıldığı veya tutuklandığı bilgisini paylaştı.[246] Tutuklananların Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesi'nden yargılandığı belirtildi.[247]

Kadıköy'de 21 Ocak'ta operasyonu protesto etmek isteyen bir gruba polis izin vermedi, bu gruptan izinsiz gösteri yaptıkları iddiasıyla 13 kişi gözaltına alındı, 11'i tutuklandı.[248] Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven[249], EMEP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Türkmen ve Bursa il başkanı sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklandı.[250][251] Partinin Antep il başkanı ise gazete dağıtarak terör propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklandı.[252] Aynı gerekçe ile Halkevleri Eş Genel Başkanı da dahil 12 Halkevleri üyesi gözaltına alındı.[253] Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Adem Geveri, Bedia Özgökçe Ertan ve Lezgin Botan hakkında da sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle 'terör örgütü propagandası yapmak' suçlamasıyla fezleke hazırlandı.[254] Aralarında HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay'ın da bulunduğu 17 kişi de 'halkı sokağa dökmeye ve çatışma çıkarmaya çalışma' gerekçesiyle gözaltına alındı.[255] Kemalbay daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.[256] Furkan Vakfı üyeleri Afrin Operasyonu'na karşı çıkan paylaşımlar nedeniyle "terör propagandası ve suç örgütü kurma" gerekçeleriyle 30 Ocak'ta başlatılan operasyonda vakıf kurucusu Alparslan Kuytul'un da aralarında bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı.[257] Ardından 2 Şubat 2018 tarihinde vakıfa hukûmet tarafından kayyım atandı.[258] Kuytul ve 4 vakıf çalışanı 8 Şubat günü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.[259]

Türk Tabipleri Birliği (TTB) merkez konseyi üyesi doktorlar savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğu yönündeki açıklaması üzerine 30 Ocak günü gözaltına alınıp 5 Şubat 2018 günü serbest bırakıldılar.[260] Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, Bakanlık olarak Merkez Konsey üyelerinin görevlerine amaç dışı faaliyet gösterilmesi gerekçesiyle son verilmesi için dava açtığını ifade etti ve TTB'nin Türk tabiplerini temsil edebilecek noktada olmadığını belirtti.[261] Dünya Tabipler Birliği TTB'nin açıklamasını tamamen desteklediğini ve doktorların ve ulusal tabip kuruluşlarının savaşın ve silahlı çatışmaların yol açacağı insani sonuçlar konusunda hükûmetleri uyarma görevinin Dünya Tabipler Birliği'nin açık politikasının bir parçası olduğunu belirtti.[262] TTB'nin açıklaması kimi yurtdışı bileşiklerden destek alırken[263] aynı zamanda ülke içerisinde tepkilere de neden oldu. Recep Tayyip Erdoğan TTB üyelerini terör sevicileri olarak yorumlarken[264], çeşitli tabip odaları da TTB'nin kendilerini temsil etmediğini açıkladı.[265]

Afrin'de TSK ve TDÖSO'nun kontrolü sağlamasını takip eden günlerde Boğaziçi Üniversitesi'nde harekâtta hayatını kaybeden askerler için 'Afrin Lokumu' dağıtan öğrencilere ile 'Savaşın lokumu olmaz' sloganı atan öğrenciler arasında yaşanan gerginlik sonrasında lokum dağıtan gruba saldırdıkları öne sürülen bazı öğrenciler gözaltına alındı.[266] Rektörülük açıklamasında "saldırının, her vatansever gibi kabul edilemez bulunduğu, ayrıca ifade özgürlüğüne yapılan bir saldırı olarak" yorumlanırken[267], Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor'un bazı üniversite taraflar grupları ortak bir açıklama ile #ÜniversitelerdeTeröristİstemiyoruz etiketi altında bildiri yayımladı.[268] Gözaltına alınanlardan 14 öğrenci tutuklandı.[269]

Uluslararası[değiştir | kaynağı değiştir]

Ülkeler[değiştir | kaynağı değiştir]

  •  Azerbaycan - Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "TSK'nın başlattığı Zeytin Dalı Harekâtı'nın amacı, Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak, terör tehlikesini ortadan kaldırmak ve bölgede yaşayan sivilleri terör tehditlerinden korumak. Azerbaycan, Türkiye'nin terör tehdidi konusundaki hassasiyeti ve endişelerini anlıyor." ifadelerine yer verdi.[270]
Londra'da operasyonun ikinci günü Londra'daki Rusya Büyükelçiliği önünde yapılan operasyon karşıtı gösteri (solda) ve operasyonun beşinci gününde Londra'daki BBC binası önünde operasyonu destekleyen gösteri (sağda) Londra'da operasyonun ikinci günü Londra'daki Rusya Büyükelçiliği önünde yapılan operasyon karşıtı gösteri (solda) ve operasyonun beşinci gününde Londra'daki BBC binası önünde operasyonu destekleyen gösteri (sağda)
Londra'da operasyonun ikinci günü Londra'daki Rusya Büyükelçiliği önünde yapılan operasyon karşıtı gösteri (solda) ve operasyonun beşinci gününde Londra'daki BBC binası önünde operasyonu destekleyen gösteri (sağda)
  •  Birleşik Krallık - Başbakanlık Ofisi Downing Sokağı 10 Numara'dan yapılan yazılı açıklamada; "İngiltere, Suriye'deki çatışmaya ilişkin meseleleri, şiddeti azaltmak ve siyasi bir çözümü mümkün kılmak şeklindeki ortak amacımıza uygun olarak Türk yetkililer ile düzenli olarak ele almıştır. Türkiye'nin kendi sınırlarının güvenliği konusundaki meşru çıkarını tanıyoruz." ifadelerine yer verdi.[271] Dışişleri Bakanı Boris Johnson Türkiye'nin sınırlarını güvende tutmak istemesinde haklı olduğunu belirterek İngiltere ve Türkiye'nin ortak paydasının Beşşar Esad rejiminin sonlanması ve bölgede siyasi süreci yürürlüğe koymak olduğunu açıkladı.[272]
  •  Bulgaristan - Cumhurbaşkanı Rumen Radev bu operasyonu kınadı ve Avrupa Birliği'nin bunu durdurmak için müdahale etmesi konusunda ısrar etti.[273][274]
  •  Irak - Dışişleri Bakanı İbrahim el-Caferi operasyonu kınadıklarını bildirdi ve "Başika'da olduğu gibi, bir ülkenin başka bir ülkenin içişlerine karışmasını reddediyoruz" ifadelerini kullandı. Caferi ayrıca Türkiye ile ilişkileri sürdürmek istediklerini ancak "aşırılıkları kabul etmediklerini" belirtti.[275]
    • Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Afrin'e düzenlenen operasyonu kınadıklarını açıkladı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Parlamentosu'nun yaptığı açıklamada "diyalog ve birbirini kabul etme yolunu denemeli, ulusal birliği sağlama ve kazanımlarını korumaya dönük adımlar atmalı" denilerek diyalog çağrısı yapıldı ve Afrin'e ulaştırılacak insani yardım ve sağlık malzemeleri için Rojava ile KBY arasındaki sınırların açık tutulması gerektiği ifade edildi.[276][277] Kürdistan Yurtseverler Birliği KBY'nin Afrin'de Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı savaşanlara destek birlikleri göndermeye hazır olduğunu söyledi.[278] 29 Ocak 2018 günü Süleymaniye'de yaşayan aydın, yazar, gazeteci, kitle örgütü temsilcileri ve milletvekilleri tarafından kurulan "Afrin Cephesi" öncülüğünde operasyona karşı protesto yürüyüşü gerçekleştirildi.[279] Benzer olarak başkent Erbil'de de 9 Şubat günü operasyonu kınayan gösteriler düzenlendi.[280] 18 Mart günü Afrin kent merkezinin, TSK ve ÖSO kontrolüne geçmesinin ardından Süleymaniye’de üç günlük yas ilan edildi ve Nevruz kutlamaları iptal edildi.[281]
  •  İran - Dışişleri Bakanlığı sözcüsü "İran, Türkiye ve Suriye sınır bölgelerindeki krizin derinleşmesini önlemek için bu operasyonun derhal sonlanmasını istiyor. Afrin'deki krizin devam etmesi Suriye'nin kuzeyindeki terörist grupları artırabilir." açıklamasında bulundu.[282]
  •  İsveç Dışişleri Bakanı ve İsveç Başbakan Yardımcısı Margot Wallström, Afrin operasyonunu protesto etmek için iki hafta içinde gerçekleştirmeyi planladığı Türkiye ziyaretini iptal etti.[283]
  •  Katar - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lulwah Rashif Al-Khater şunları söyledi: "Geçtiğimiz cumartesi günü Türk askeri operasyonunun başlatılması, Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumanın yanı sıra ulusal güvenlik ve sınır güvenliğiyle ilgili meşru kaygılardan kaynaklanıyordu. NATO üyesi olan Türkiye, bölgede daima istikrar sağlayıcı bir faktör oldu." Bakan, Türkiye'nin terörle mücadele operasyonunun Suriye'nin Afrin bölgesindeki meşru güvenlik kaygılarından kaynaklandığını da sözlerine ekledi.[284]
  •  Kıbrıs Cumhuriyeti - Dışişleri Bakanlığı Afrin'de yürütülen operasyonu "yasa dışı" olarak tanımladı ve Suriye krizinin askeri araçlarla çözülemeyeceğini vurguladı.[285]
  •  KKTC - Başbakan Hüseyin Özgürgün yayınladığı Twitter mesajında "en büyük dileğinin Afrin operasyonunun başarılı sonucu olduğunu" ifade etti.[286]
  •  Lüksemburg - Dışişleri Bakanı Jean Asselborn operasyonun Türkiye'nin kendisini savunma konusuyla hiçbir ilgisi olmadığını, Türkiye'nin YPG'ye saldırmaktan vazgeçmesi gerektiğini ve Afrin'deki davranışların NATO konseyine açıklanmak zorunda kalınacağını ifade etti.[287]
  •  Mısır - Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Afrin bölgesindeki askeri operasyonunu kınadı ve bunun Suriye'nin egemenliğine ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi.[288] 18 Mart günü TSK ve ÖSO'nun Afrin kent merkezini ele geçirmesinin ardından Mısır Dışişleri Bakanlığı, "Afrin ‘işgalini’ kınadıklarını ve Suriye’nin toprak bütünlüğü ihlalinin kabul edilemez olduğunu" açıkladı. Açıklamada operasyonun mevcut politik durumu kötüleştirdiği, çözüm kapsamındaki çabaları baltaladığı, ülkedeki insani krizi derinleştiren ihlalleri barındırdığı savunuldu.[289]

Uluslararası kuruluşlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  •  Avrupa Birliği - Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, ilk önce Hürriyet gazetesine gönderdiği mesajda bu operasyonla ilgili yorum yapmayacaklarını söyledi.[290] Ertesi gün ise gelişmelerden son derece endişeli olduğunu ve Türkiye'deki yetkililerle görüşmeler yapacağını söyledi; nüfusun askeri faaliyetlerden etkilenmemesine özen gösterilmesini, operasyonun IŞİD'e odaklanmasından emin olunmasının gerektiğini belirtti. Ayrıca operasyonun, 2016 Cenevre Suriye barış görüşmelerinin devam etmesine ciddi zarar verebileceğini söyledi.[291][292] Kati Piri ise 27 Ocak 2018'de Ahval News adlı internet gazetesine verdiği röportajda, Türkiye ve AB'nin farklı öncelikleri olduğunu belirtmiş, IŞİD'in Avrupa Birliği için öncelikli olduğunu ama Türkiye için hiçbir zaman öncelikli olmadığını; PKK'nın ise tam tersi, AB için önceliksiz olduğunu ama Türkiye için öncelikli hedef olduğunu söylemiştir.[293] Bu sözleri AB Bakanı Ömer Çelik tarafından ağır şekilde eleştirilmiş ve "Piri'nin söylediklerinin ciddiye alınmayacağı" ifade edilmiştir.[294] Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de Piri'nin yorumu "İkiyüzlülüğün itirafı" şeklinde yorumladı.[295]
  • Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı - Türkiye hükûmetini sosyal medya kullanıcılarının operasyonları eleştirdiği gerekçesiyle gözaltına almalarınını kınayan bir açıklama yaptı. Açıklamada "Hükümetin aldığı kararlara katılmamak hapis cezası ile cezalandırılmamalıdır. Çatışma veya savaş zamanlarında bile ifade özgürlüğüne saygı gösterilmelidir" ifadeleri kullanıldı.[296]
  • Avrupa Parlamentosu - Türkiye'ye Afrin'den çekilmesi çağrısı yapan bir karar tasarısı yayınladı. Kararda operasyonunun Suriye'de çatışmaya yeni bir boyut eklediği, ülkedeki iç dengeler ve çözüm çabaları üzerinde olumsuz etki yarattığı, sivil kayıplar olduğu ve ek insani kaygılar gündeme getirdiği savunuldu. Türkiye'den operasyonunu durdurması ve Birleşmiş Milletler tarafından terör örgütü olarak tanımlanmış grupların yenilmesine yoğunlaşması talep edildi.[297] İlgili oturum öncesinde ise Recep Tayyip Erdoğan "Boşuna heveslenmeyin, işimiz bitmedikçe oradan çıkmayacağız" açıklamasında bulunarak Türkiye'deki mülteciler ekseninde "sen burada benden hangi yükü aldın da bunu söyleyebiliyorsun" sözleriyle Türkiye'nin kimseden emir almayacağını söyledi.[298] Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada raporu taraflı buldukları, AP'nin terör örgütlerine müsamaha gösterir bir sicile sahip olduğunu ve harekâtın meşru temellere dayandığı ile sivillerin gözetildiği ifade edildi.[299]
  •  Birleşmiş Milletler - Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian Afrin'e yapılan operasyona müteakip Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi için acil toplantı çağrısında bulundu.[300] Bu çağrı Afrin özelinde değil, Suriye'deki genel insani durum üzerineydi.[301] Toplantıda Afrin konusu da tartışıldı ve üye ülkeler Türkiye'ye sakinlik çağrısı yaptı. Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi François Delattre “Fransa, Türkiye’nin güvenliği, toprakları ve sınırları konusunda duyarlı." ifadelerini kullanarak Esad rejiminin Suriye trajedisinde baş aktör olduğunu belirtti ve IŞİD'in bölgeden temizlenmesinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.[302]
  • NATO NATO - Genel Sekreter Jens Stoltenberg, operasyonla ilgili olarak, Türkiye'nin terörizmden en fazla zarar gören NATO ülkelerinden biri olduğu gerçeği ışığında kendini savunma hakkının olduğunu ancak bunu yerine getirirken dengeli ve ölçülü olunması gerektiğini belirtti.[303]

Diğer[değiştir | kaynağı değiştir]

Afrin'de (solda) askerî operasyona karşı YPG ve YPJ'yi desteklemek için yapılan gösteri ve Bizâh'da (sağda) YPG ve YPJ'ye karşı yapılan Türk askeri operasyonu destekleyen gösteri, 19 Ocak 2018. Afrin'de (solda) askerî operasyona karşı YPG ve YPJ'yi desteklemek için yapılan gösteri ve Bizâh'da (sağda) YPG ve YPJ'ye karşı yapılan Türk askeri operasyonu destekleyen gösteri, 19 Ocak 2018.
Afrin'de (solda) askerî operasyona karşı YPG ve YPJ'yi desteklemek için yapılan gösteri ve Bizâh'da (sağda) YPG ve YPJ'ye karşı yapılan Türk askeri operasyonu destekleyen gösteri, 19 Ocak 2018.
  • 18 Ocak 2018 günü Afrin'de Türkiye'nin düzenleyeceğini açıkladığı operasyona karşı YPG ve YPJ'nin desteklendiği protestolar ve yürüyüşler gerçekleştirildi.[305][306] Göstericiler Türkiye ve Recep Tayyip Erdoğan karşıtı sloganlar attı.[307] 19 Ocak'ta Bizâh'da askeri operasyonu destekleyen gösteri gerçekleştirildi.
  • Almanya, Avusturalya, Avusturya, Danimarka, Fransa, Hollanda, Irak, Suriye, İngiltere, İsveç, İsviçre, Lübnan, Norveç ve Vatikan'da operasyonu kınayan protestolar düzenlendi.[308][309][310][311][312][313]
  • Aralarında Noam Chomsky, Michael Walzer, Charlotte Bunch, Todd Gitlin, David Graeber gibi isimlerin bulunduğu bazı akademisyen ve yazarlar Afrin operasyonuna karşı bildiri yayınladılar.[314][315] Ardından Türkiye içinde de aralarında Ece Temelkuran, Ertuğrul Günay, Levent Tüzel, Hasan Cemal, Rakel Dink, Zülfü Livaneli gibi eski bakan, milletvekili, yönetmen, yazar, senarist, gazeteci ve oyuncunun bulunduğu 170 kişi benzer bir bildiri yayınladı.[316][317] Bu bildiri çeşitli tepkilerle karşılaştı. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu 170 kişiye tepki göstererek "Aydın olmak bu değildir", "O mektubun adresini değiştirin. Kandil'e gönderin" ifadelerini kullandı.[318] Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da "Sanatçı olsan ne yazar, profesör veya doçent olsan ne yazar. Siz sözde sanatçısınız", "Terör örgütü 1 senede 700 defa ülkemize saldırırken siz neredeydiniz be?" diyerek tepki gösterdi.[319]
  • 6 Şubat günü Afrin kent merkezinde operasyonu protesto eden gösteriler gerçekleştirildi. Kamışlı ve Haseke'den de katılımın olduğu gösterilerde operasyonun başlangıcından bu yana ölen SDG'li militanların fotoğrafları ve zeytin dalı taşınarak geleneksel müzikler eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşıtı sloganlar atıldı.[320][321][322]

Etkiler[değiştir | kaynağı değiştir]

Ekonomi[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye Maliye Bakanı Naci Ağbal harekâtın Türkiye ekonomisine olumsuz bir etki yapmayacağını hatta olumlu bir etki yaratacağını ifade etti.[323] Benzer bir görüş Başbakan Binali Yıldırım'dan geldi.[324] Türkiye Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi harekâtın olumsuz bir etki yaratacağı düşüncesini Türkiye ekonomisine haksızlık olacağını, Türkiye'nin 40 yıldır terörle mücadele ettiğini ve ülke güvenliği olmazsa ticaretin olmayacağını belirtti.[325] Türkiye Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş harekâtın ekonomiye yük olduğunu fakat ülke güvenliğinin ekonomiyi canlandıracağını ifade ederek turizm konusunda olumsuz bir durumun olmayacağını ekledi.[326] Türkiye Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan "Ekonomimiz aynı ordumuz gibi güçlü ve sağlamdır" derken[327], Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ise ekonomide harekât eksenli bir olumsuzluğun beklenmediğini ve 2018 Dünya Ekonomik Forumu'nda yatırımcılarla yaptığı toplantılarda Afrin konusunun gündeme gelmediğini ifade etti.[328]

Harekâtın süresi, askeri kayıplar ile ABD ve Rusya ile olan ilişkilerin seyri ekonomiyi etkileyecek başlıca nedenler olarak gösterilirken[329] Türkiye'nin Suriye'de işgal görünümü vermemesi, niyet açıklığı, ciddi reaksiyonların olmaması ve çıkacak maliyetin fiyatlanması gibi gerekçeler de etkinin sınırlı olacağına yorumlandı.[330]

Harekâtın başlamasını seyreden 13 günlük süre zarfında Borsa İstanbul art arda rekor düzeyde seyretti.[331][332][333] Türk lirası Amerikan doları karşısında değer kazandı. Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ "Bu tür operasyonların normalde ekonomiyi aşağı yönde etkilemesi gerekir." ifadelerini kullanarak yurt içi ve yurt dışı yatırımcı eksenininde pozitif güçlü alımlar ile beraber endeksin yukarı yönlü hareket ettiği açıkladı. JPMorgan "Türkiye Gezisi Notları" başlıklı raporunda harekâtın başta ABD olmak üzere uluslararası bileşiklerden ciddi bir reaksiyonla karşılaşmamasın yatırımcılara güçlü yatırım psikolojisi olarak geri döndüğünü belirtildi. Genel olarak bu periyotta doların dünya genelindeki durumu, cari açığın rahat finasesi ve ciddi bir uluslararası reaksiyonun olmaması Türk ekonomisinde Afrin harekâtı etkisini 13 günlük sürede dengeledi.[334] 2018 Ocak ayı Tüketici Güven Endeksi de önceki aya oranla yüzde 26,53 artarak 87,50 seviyesine çıktı. Bu artışta harekâtın 11 günlük seyrinin de etkisi olduğu kaydedildi.[335] 7 Mart'ta Moody's Türkiye'nin kredi ve not görünümünü düşürdü. Öne sürülen gerekçelerde Kuzey Suriye'deki askeri hareketliliğin ve ABD ile değişen ilişkilerin jeopolitik bir risk doğurduğu da sıralandı.[336] Bu karar Türk yöneticilerince siyasi bulundu ve tepkiye neden oldu. Türk ekonomistler de kararın etkilerinin sınırlı düzeyde olacağı görüşünü paylaştı.[337]

Arkeolojik, kültürel ve tarihi yapıların zarar görmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Kilis'te yer alan ve 17. yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilen Çalık Camisi, 24 Ocak günü YPG güçlerince atılan roket ile vuruldu ve hasar aldı.[338] 26 Ocak'ta TSK tarafından yapılan bombardıman sonrası Halep'in kuzeybatısında yer alan Hititler döneminden kalan Ayn Dara Tapınağı büyük oranda yıkıldı.[339]

Siyaset[değiştir | kaynağı değiştir]

Türkiye[değiştir | kaynağı değiştir]

Harekât genel olarak Türkiye tarafından bir savaştan çok terörle mücadele kapsamında görüldü. Türkiye sınırlarını terör örgütü olarak gördüğü milis gruplardan temizlemek, Suriye İç Savaşı öncesindeki demografik yapıyı yeniden kurmak, Türkiye'deki Suriyeli mülteciler için güvenli bir alan oluşturmak, Türkiye'de 350 bin civarında olduğu öne sürülen Afrinlinin kendi topraklarına dönmesi[340] ve Hatay ve Kilis'e atılan roketlerin engellenmesi gibi birçok neden meşruiyet gerekçeleri olarak sıralandı.[341] Bu noktada "Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ'a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek ve dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak" harekâtın en temel nedeni olarak açıklandı.[342] Bu nedenle Ak Parti hükumeti harekâtın BM kararlarına uygun olduğu, Kürt halkına yönelik olmadığı sadece terör endişesi için yapıldığını göstermek ve sivil kayıplar konusundaki dezenformasyonları engellemek adına yurt dışında kamu diplomasisi yapacak heyetler oluşturdu.[343] İç siyasette harekât eksenli Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu'nun meşruiyeti[344], Kızıl Elma miti[345], Afrin merkeze girilip girilmeyeceği[346], Beşşar Esad rejimi ile iletişim önerisi gibi birçok tartışma yaşandı.[347]

Suriye[değiştir | kaynağı değiştir]

Suriye hükümeti Türkiye'nin Afrin'e yönelik harekâtının başlamasından hemen sonra resmi olarak kınadı.[348] Harekâtı bir işgal girişimi olarak gördü ve 1 Şubat 2018'deki bakanlık açıklamasında buna göre yanıt verileceği açıklandı.[349] Suriye Dışişleri Bakanlığı da konuyu bir mektupla BMGK'ya bildirdi.[350] Afrin şehir merkezinin ele geçirilmesinin ardından Suriye Dışişleri Bakanlığı 19 Mart'ta Birleşmiş Milletler Türkiye Sekreterliği ve Genel Sekreterliğe gönderdiği iki mektupta "Türkiye'nin işgalinin BM Tüzüğü'nün ilke ve amaçlarına aykırı, yasadışı ve uluslararası hukuka aykırı olduğu" belirtildi ve Afrin'den çekilmesini istedi.[351]

ABD-Türkiye ilişkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın son dönemlerinden itibaren ABD-Türkiye ilişkileri çeşitli sebeplerden dolayı gergin durumdaydı.[352] Bu gerginlik ABD'nin kendi denetiminde kurduğu ve YPG'nin ana eksende olduğu SDG ile olan ilişkileri ve bu milis grubun ABD tarafından modern silahlar ile donatılması ile farkı bir boyuta ulaştı.[353] Türkiye'nin tepkisine neden olan bu gelişmeler devamında ABD'nin Türkiye-Irak-Suriye sınırına DSG bileşenlerinden 30 bin kişilik Suriye Sınır Güvenlik Gücü kurmak istemesiyle devam etti.[354] Ardından Türkiye'nin peşi sıra Afrin'e gerçekleştirdıği harekât ABD'nin tepkisine neden oldu.[355] Tepkinin ABD açısından en görünür nedeni harekâtın DSG bileşenindeki YPG milislerinin IŞİD'e karşı mücadelede dikkatlerini dağıtacağı ve milislerin Afrin'e kayacağı yönünde oldu. Nitekim Fırat Nehri'nin doğusunda bulunan YPG güçlerinden bir kısmı Afrin'in güneyinden Beşşar Esad rejiminin lojistik ve jeopolitik desteğiyle geçti. Doğudan Afrin'e kayan milisler Pentagon tarafından teyit edilirken tam olarak kaç kişinin geçtiği bilgisi YPG tarafından güvenlik gerekçesiyle açıklanmadı.[356] Daha önce ABD'den  Afrin'deki YPG'lileri desteklemedikleri ve SDG'ye bağlı YPG güçlerinin Afrin'e kaymaları durumunda onlara olan desteklerinin sona ereceği açıklaması yapılmıştı.

IŞİD'in Suriye'deki varlığının azaldığı yönündeki sorgulamaların yapıldığı bir dönemde[357][358][359][360][361] yaşanan tartışmalar Menbic ile devam etti. Membic başta olmak üzere Fırat'ın batısındaki ABD ve YPG varlığı Türkiye tarafından birincil tehdit unsuru olarak görülüyordu. Türkiye Cumhurbaşkanının Afrin sonrasında Membic'i hedef göstermesi burada etkin olan ABD'nin karşıt tepkisine neden olurken uluslararası medya organları da iki ülke arasında sıcak çatışma riskinin olduğu haberlerini geçti.[362][363][364] Sonrasında ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillersonun Türkiye ziyareti gerçekleşti. Ziyarette iki ülke arasında sorunların doğrudan çözümü için normalleşme toplantılarının yapılması kararlaştırıldı.[365][366]

Almanya-Türkiye ilişkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Almanya'dan yapılan ilk açıklamada Türkiye'nin sınırlarını güvende tutmadaki meşruluğu ifade edilerek itidal çağrısı yapıldı.[367] Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Türk&Kürt çatışmasının ciddi risklere neden olabileceğini ve her iki tarafın IŞİD'e karşı mücadelede ciddi çabalar verdiğini ifade ederek Suriye'de insani durum, istikrar ve barış eksenli bir açıklama yaptı.[368] Devamında iki ülke arasındaki dönemsel krizlerin de etkisiyle Alman yapımı Leopard 2 tanklarının modernizasyonu konusu gündeme geldi. Bu tankların Zeytin Dalı Harekâtı'nda kullanıldığı teyit edildi.[22] Daha önce de sorun yaratan tank modernizasyonu Alman yönetimince yeni hükümet kuruluncaya dek askıya alındı.[369] Bu durum Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun tepkisine neden oldu.[370] Almanya'da ise iki ülkenin silah ticareti tartışma konusu oldu.[371] Yeşiller Partisi Türkiye'ye silah ihracatı durdurulsun çağrısında bulundu.[372] Harekât karşıtı açıklamalar diğer partilerce de yinelendi.[373] Meclis oturumunda ise bütün partiler harekâtı uluslararası hukuka aykırı olarak gördü.[374]

Alman Ekonomi Bakanlığı tarafından yazılı soru önergesine verilen yanıtta Zeytin Dalı Harekâtı'nın başlamasından sonra Türkiye'ye 4 milyon 400 bin euro değerindeki askeri malzeme İçin Alman hükumetinin 20 ayrı anlaşmaya izin verdiği kaydedildi.[375]

Köln'de Zeytin Dalı Harekâtı karşıtı gösteriler yapıldı. Gösterilerde PKK bayraklarına ve Abdullah Öcalan posterlerine izin verilmezken YPG bayraklarına izin verildi. AFP'nin aktarmasına göre gösterilerde çeşitli taşkınlıklar da meydana geldi.[376] Daha öncesinde ise Hannover-Langenhagen Havalimanı'nda harekât eksenli arbede yaşanmıştı. Hannover Polisi sözcüsüne göre biranda gerçekleşen Kürt yanlısı gösterinin Türk hava yolu şirketinin olduğu bölgeye ilerlemesi sonrasında Türk yolcuların tepkisiyle karşılaştı ve olay kavgaya dönüştü.[377] Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Almanya ile olan ilişkileri sorgulayarak Alman polisini eleştirdi.[378]

Harekât genel olarak Almanya'da çeşitli gerginliklere neden oldu. Camii ve Türk derneklerine olan saldırılarda artış gözlendi.[379][380] PKK ve YPG'ye yakın kişi ve grupların düzenlediği gösteriler bazı şehirlerde şiddete dönüştü. Almanya Demokratik Kürt Toplumu Merkezi adlı örgüt tarafından organize edilen ve polis kaynaklarına göre 13 bin kişinin katıldığı Köln'deki gösterilerde Abdullah Öcalan posterleri de açılanca polis müdahalesi gerçekleşti.[380]

TSK'nın Afrin'in %50 ila %70'inde kontrolü sağladığı Mart 2018'de Almanya'nın çeşitli kentlerinde Türklere ait çok sayıda cami, dernek, kuruluş, ve iş yeri kundaklandı veya taşlı saldırılara uğradı. Alman polisi verdiği bilgilerde Afrin'e yönelik harekâtla bağlantılı sloganların sprey boyalarla yazıldığı bildirdi. Anadolu Ajansı'nca paylaşılan fotoğraflarda cami duvarlarına Almanca olarak "Her yer Afrin” (Afrin ist überall) ve "YPG” yazıldığı görüldü.[381] Bu saldırıların PKK/YPG yandaşlarınca düzenlediği düşünülürken, bazı saldırılar PKK/YPG’ye yakın internet siteleri üzerinden üstlenildi.[382] Almanya'daki Türk toplumunun temsilcileri saldırıların arkasında PKK/YPG olduğundan eminken, Berlin polisi siyasi argümanları dışlamadı fakat internet üzerinden yapılan saldırı çağrıları ile eylemler arasındaki varsayımları destekleyecek kaynaklara sahip olunmadığını belitti.[383] Alman emniyeti genel olarak eylemlerinin radikal Kürtler tarafından yapıldığı tezi üzerine yoğunlaştı.[384] Saldırlar çeşitli tepkilere neden oldu.[385][386] Türkiye ilgili eylemlerden duyulan endişe ve rahatsızlıktan dolayı 13 Mart 2018'de Almanya'ya nota verdi.[387]

TSK ve TDÖSO'nun Afrin'de kontrolü ele geçirmesini takip eden günlerde Angela Merkel Türkiye'nin güvenliği konusundaki tüm meşru menfaatlerine karşın Afrin'de olanları kınadıklarını ve durumun kabul edilemez olduğunu açıklayarak yaşanan göçler ve sivillerin durumu ekseninde bir açıklamada bulundu.[388] Türkiye Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklama ile Merkel'i yaşananlara terör örgütü merceğinden bakmakla suçladı. Devamında ilgili açıklamanın dezenformasyona dayanan talihsiz bir açıklama olduğu ifade edilerek harekâtın sivillere zarar vermeyecek şekilde yürütüldüğü ve bunun emsal bir durum olduğu ekledi.[389]

Fransa-Türkiye ilişkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Fransa Savunma Bakanı Florence Parly Zeytin Dalı Harekâtı'nın başlamasından kısa bir süre sonra, katıldığı bir televizyon programında harekâtın durdurulması çağrısı yaptı.[390] Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil olarak Suriye'deki genel insani durumu konuşmak üzere toplantıya çağırdı.[300] İlgili toplantıda Türkiye'ye sakinlik çağrısı yapıldı. Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi François Delattre de Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anladıklarını belirterek Beşşar Esad ve IŞİD'e karşı işbirliğinin önemine dikkat çekti.[302] Fransa cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 31 Ocak 2018 günü "Operasyon, Türk sınırını tehdit eden bir terörist potansiyele karşı savaşmaktan öteye gidip, başka bir hal alırsa, örneğin bir işgale dönüşürse, o zaman bizim için gerçek bir sorun teşkil eder" ifadelerini kullandı.[391] Türkiye başbakanı Binali Yıldırım Macron'a cevaben işgal mantığı ile hareket edilmediğini söyleyerek Fırat Kalkanı Harekâtı'nı örnek gösterdi ve "düşüncesi sakat" sözlerini ekledi.[392] Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Macron'un sözlerine tepki göstererek "Biz Fransa değiliz, Cezayir'i ve Mağrip ülkelerini işgal edelim" diyerek Fransız Cezayiri ekseninde Afrika'daki Fransa sömürgeleri örneklerini gösterdi.[393][394] Devamında Macron ikinci bir açıklama yaparak Çavuşoğlu'nun açıklamalarından Türkiye'nin sınırlarını güvende tutmak ve bölgede uzun süre kalmayı amaçlamadığı çıkarımını yaptı.[395][396]

TSK ve TDÖSO'nun Afrin'de kontrolü ele geçirmesi sonrasında Macron yaptığı yeni açıklamada Türkiye'nin güvenlik kaygılarını göz önünde bulundurmaları gerektiğini ancak Suriye gibi egemen bir ülkede işgali asla desteklemeyeceğiz. ifadelerini kullandı.[397]

Hollanda-Türkiye ilişkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Hollanda Dışişleri Bakanı Halbe Zijlstra, Türkiye'nin kendisini ve sınırlarını savunma hakkına sahip olduğunu, ancak operasyonun engellenmesi gerektiğini belirtti. Bununla birlikte Hollanda Parlamentosu'na verdiği mektupta Afrin'deki operasyonla birlikte saldırıya uğrayan YPG ve Kürt güçlerinin IŞİD'e karşı uluslararası koalisyonla birlikte savaşmasından kaynaklı IŞİD ile ortak mücadeleyi etkileyeceğini ifade etti.[398] Zijlstra bir diğer açıklamasında ise "YPG masum değil" diyerek onları hiçbir zaman desteklemediklerini, bunun bir Kürt-Türk çatışması olmadığı ve ülkesinde de bunun böyle olması gerektiğini ifade ederek harekata ilişkin "Türkiye'ye karşı açıkça saldırılar oldu. Türkiye'nin kendini savunması için yeterli işaretler var." diyerek[399] PKK ile PYD'nin bağlantılı olduğunu söyledi.[400] Harekât 2017 yılı Mart ayından beri gergin olan ikili ilişkilerin yumuşatılması için bakanlar nezdinde girişimlerin olduğu bir döneme denk geldi. Hollanda'da yayımlanan Trouw adlı gazete, Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde Hollanda'nın harekât hakkındaki tutumunun ülkeler arasındaki diyaloğun hızlanmasına etki ettiğini bildirdi. Hükûmet de muhalafet partilerinden iletilen "Türkiye'nin kınanması" yönündeki çağrıları dikkate almadı. Türkiye'de ise Hollanda'nın Ankara Büyükelçiliği maslahatgüzarına duyulan memnuniyet iletildi. Aynı zamanda dışişleri bakanları nezdinde görüşmeler yapıldı.[400]

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, TSK ve TDÖSO'nun Afrin'de kontrolü sağlamasını takip eden günlerde Avrupa Birliği (AB) ve NATO'da kınanması için öneri verdiklerini fakat bu konuda destek bulamadıklarını açıkladı.[401]

Rusya-Türkiye ilişkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Harekat başlamadan önce YPG'yi korumak için askeri birlik gönderen[57] Rusya'nın, Afrin'in hükûmet güçlerine teslim edilmesi ve bölgenin ortak korunması konusunda YPG yöneticileri ile görüştüğü fakat bunun YPG tarafından kabul edilmediği iddia edildi.[63] Rusya'dan bu konuda herhangi bir açıklama gelmedi.

Türkiye Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan'ın 18 Ocak'ta Moskova'ya yaptıkları ziyarette Suriye'deki gelişmeler öncelikli konu olarak belirlendi. 20 Ocak'ta Afrin'deki Rus askerlerinin çekildiği bilgisi Rusya Savunma Bakanlığı tarafından teyit edildi. Harekâtın ilk günü Rusya Dışişleri Bakanlığı, gelişmeleri endişeyle izlendiğini belirterek Türkiye'ye itidal çağrısı yaptı.[402] Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov "ABD'nin başına buyruk davranışları sonunda Türkiye’yi de çıldırttı" açıklamasında bulundu.[403] BBC İzleme Servisi'ne göre Rusya; Türkiye'nin harekât gerekçelerini meşru olarak gördü. Bu durumun oluşmasında ABD'nin YPG'ye ölçüsüz silah yardımında bulunmasının etkili olduğu öne sürüldü.[404] Genel olarak Rusya'dan harekâta yönelik ciddi bir tepki gelmedi. Operasyon süresince Rusya yetkililerinin açıklamalarında ve Rusya medyasındaki haberlerde YPG'ye yönelik bir tutum değişimi gözlendi.[404] YPG Rusya'yı Kürtlere ihanet etmek ve satmakla suçlarken, Rusya bu suçlamaları kabul etmedi.[90] 31 Ocak'ta Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mariya Zaharova Suriye'nin kuzeyindeki durumun ciddi bir endişe konusu olduğunu ve Rusya'nın tarafları diyaloğa çağırdığını söyledi. Sivil ölümlerin meydana geldiğini belirten Zaharova "Gelen bilgilere göre ölüm sayısı siviller de dahil olmak üzere birkaç yüz kişiye ulaştı" ifadelerini kullandı.[155] Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov harekâtı izlediklerini belirterek itidal çağrısını yineledi.[405] Suriye hükûmeti yanlısı güçler Afrin'e giriş yaptığı gün Erdoğan ile Putin arasında telefon diplomasisi de gerçekleşti.[406] Harekât Türkiye'de Amerikan karşıtlığının arttığı, Rusya'dan S-400 alımının yapıldığı, Türkiye, İran ve Rusya arasında Suriye konulu zirvelerin yapıldığı bir döneme denk geldi.[407] Rusya'nın Suriye'de Türkiye gibi toprak bütünlüğünden yana olması ve Rusya'nın bir NATO müttefikini yanına çekmek istemesi görüşleri de ikili ilişkiler başlığında çeşitli analistlerce ortaya atıldı.[408]

Rusya'nın Zeytin Dalı Harekâtı'na görece desteklemesinin arkasında, destek verdiği Suriye hükûmet güçlerinin radikal islamcı gruplara düzenlediği operasyonların önünü açmasının olduğu görüşleri ortaya atıldı.[409][410] Zira Afrin operasyonu devam ederken İdlib, Hama ve Halep çevresindeki El-Nusra Cephesi unsurları Suriye ordusu tarafından büyük ölçüde yenilgiye uğratıldı. Ayrıca Türkiye'nin müttefik halinde olduğu grupları kendi kontrolü altında tutması sonucunda Abu Duhur kentini ve askeri hava alanını kontrol altına aldı.[411] Tüm bu gelişmelerle birlikte Rusya medyasında Türkiye'nin kontrolü altındaki grupların Afrin'de kalması karşılığında, Rusya'nın Suriye barış süreci için Ocak 2018'de Soçi'de düzenlenen uluslararası toplantıya Türkiye'nin desteklediği muhaliflerin katılımını desteklediği görüşleri de ortaya atıldı.[412][413] Ancak Rusya, Mihraç Ural gibi Türkiye ve desteklediği grupların karşıtında yer alan Suriye hükûmeti yanlısı isimlerin de Soçi'daki toplantıya katılmalarını sağladı.[414] İki ülkenin Afrin konusunda anlaşmasında; Rusya'nın asıl hedefinin Suriye'deki cihatçı grupların yenilgiye uğratılması amacına yönelik olduğuna dair pek çok görüş ileri sürüldü. Heinrich Böll Stiftung Derneği İstanbul Direktörü Kristian Brakel Die Welt gazetesine verdiği demeçte; Rusya'nın operasyona destek vermekteki amacının Türkiye'nin İdlib'de cihatçı grupların Suriye Ordusu'na saldırmasının önüne geçmek olduğunu ve Türkiye hükûmetinin Soçi'deki barış görüşmelerinde bu bölgeyi bir koz olarak kullanmak istediğini belirtti.[415] Nitekim Zeytin Dalı Operasyonu sonrasında Humus kırsalının kuzeyi ve Hama kırsalının güneyinde Rusya'nın arabuluculuk ettiği Suriye Silahlı Kuvvetleri ile silahlı gruplar arasında yapılan anlaşma yapıldı. Anlaşma uyarınca bazı silahlı gruplar tüm ağır silahlarını Suriye ordusuna teslim ederek Rusya'nın güvencesi altında Türkiye destekli grupların olduğu Afrin ve Cerablus'a sevk edildi. Bu anlaşmanın önceden tasarlandığı ve bu nedenle Türkiye'nin Afrin'e yönelik operasyonuna Rusya tarafından onay verildiği yorumları yapıldı.[416] Benzer olarak Sputnik'e konuşan Suriye-Türkiye Dostluk Komitesi Koordinatörü ve Şam Üniversitesi öğretim görevlisi Mehmet Yuva; Fırat Kalkanı Harekâtı başladıktan sonra Halep'in doğusundaki, Afrin operasyonu başladığında ise Şam'ın doğusundaki cihatçı grupların yenilgiye uğratıldığına dikkat çekti. Yuva; daha önceki süreçlerde Suriye ordusunun cihatçı grupların hakimiyetindeki bir bölgeye saldırı yaptığında başka bir bölgeden diğer cihatçı gruplarca saldırıya uğramaya başladığına vurgu yaparak, Türkiye merkezli operasyonlar sonrasında bu durumların gerçekleşmediğini vurguladı. Ayrıca bu grupların Türkiye himayesinde olmaması halinde bölgelerde başka devletlerle veya ordularla birlikte hareket ederek Suriye, Rusya veya İran kuvvetlerine saldırması ihtimalinin yüksek olduğunu, bu nedenlerle Rusya'nın Türkiye ile anlaştığını belirtti.[417]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Şablon:Suriye İç Savaşı



This page is based on a Wikipedia article written by contributors (read/edit).
Text is available under the CC BY-SA 4.0 license; additional terms may apply.
Images, videos and audio are available under their respective licenses.

Destek